İsrail’in Lübnan hükümetiyle yaptığı ateşkesin ardından, kontrolü altında tuttuğu güney Lübnan’ı üç ayrı bölgeye ayırdığı bildirildi. Bu düzenleme, İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi tarafından detaylı bir şekilde kamuoyuna duyuruldu.
İlk bölge “Kırmızı hat” olarak adlandırılıyor ve İsrail-Lübnan sınırı boyunca uzanan ilk köy sırasını kapsıyor. Gazetede yer alan habere göre, bu bölgedeki yapıların büyük bir kısmı tahrip olmuş durumda ve İran destekli Hizbullah militanlarına ait unsurlar artık burada yer almıyor. Bölgenin bazı yerlerinde ise İsrail kara kuvvetleri sabit mevziler kurmuş bulunuyor.
İkinci bölge ise “Sarı hat” olarak adlandırılıyor ve sınırdan altı ila on kilometre uzaklığa kadar uzanıyor. İsrail bu kavramı, Ekim 2025’teki ateşkesten bu yana yarısını işgal altında tuttuğu Gazze Şeridi için de kullanıyor.
Lübnan’daki bu bölgedeki ordunun temel hedefinin, kuzey İsrail’e yönelik roket saldırılarını engellemek olduğu belirtiliyor. Kara kuvvetlerinin bu alanda konuşlanmaya devam ettiği ve Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Bint Cubeyl dahil bazı yerleşimlerde zaman zaman çatışmaların yaşandığı bildirildi.
Üçüncü bölge ise sınırdan yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Litani Nehri’ne kadar uzanıyor. İsrail ordusunun bu alandaki kontrolünü, öncelikli olarak “ateş gücü ve gözlem noktaları” aracılığıyla sürdüreceği ifade ediliyor.
Ordu, bu konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Netanyahu’dan tampon bölge açıklaması
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Perşembe günü Lübnan ile yapılan 10 günlük ateşkesi duyururken, İsrail ordusunun güney Lübnan’da oluşturulacak “güçlendirilmiş bir güvenlik bölgesinde” kalması gerektiğini vurgulamıştı.
Akdeniz’den Suriye sınırına kadar uzanan ve yaklaşık 10 kilometre genişliğindeki bu bölgenin, kuzey İsrail’deki yerleşim birimlerini Hizbullah saldırılarından korumak amacıyla oluşturulduğu belirtiliyor.
Lübnan’da kalıcı işgal kaygısı
İsrail hükümetinden bakan seviyesindeki yetkililer, geçtiğimiz haftalarda Litani Nehri’nin güneyini kalıcı olarak işgal etme hedefinde olduklarını ifade etmiş, nehir üzerindeki köprülerin yıkılarak Lübnan ordusunun ülkenin güneyine erişimini kısıtlandığını bildirmişlerdi.
Bu gelişmelerin ardından Lübnan’da güneyin kalıcı olarak işgal altında kalacağına dair endişelerin arttığı gözlemleniyor.
İsrail, 1982’deki Birinci Lübnan Savaşı’nın ardından güneyde benzer bir “güvenlik bölgesi” oluşturmuş ve bölgeden son askerlerini ancak 2000 yılında, ağır kayıpların ardından çekebilmişti.
Türkiye’den İsrail’e “emrivaki” suçlaması
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i ateşkese rağmen Lübnan’da genişlemeci bir politika izlemekle suçladı. Ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’da emrivaki yaratmaya çalışıldığını belirten Fidan, bu durumu “İsrail yayılmacılığı” olarak değerlendirdi.
Antalya’da yaptığı konuşmada Fidan, “Lübnan halkı ile dayanışma içindeyiz. Lübnan, bir kez daha savaşın acımasızlığına kurban gitmemeli. Parçalanmış bir durumda iken İsrail’in işgaliyle karşılaşmasına izin verilmemeli” ifadelerini kullandı.
Bakan, devam eden İran-ABD müzakerelerinin Lübnan’daki durumu gölgede bıraktığını ve İsrail’in bu dikkati dağınıklığından yararlanarak fiili durum oluşturmaya çalıştığını savundu.


Yorumlar kapalı.