1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. İBB Duruşmasında Tutuklular ve Ailelerin Acısı

İBB Duruşmasında Tutuklular ve Ailelerin Acısı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Silivri’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının duruşmasını izliyorum. Sürekli basın kartım iptal olduğu için içeride bulunmak zor olsa da, Jandarma’nın gösterdiği iyi niyet sayesinde kurum kartımla duruşmaya katılabiliyorum. Bu dava için buraya üçüncü gelişim. Gazetecilere tahsis edilen en arka bölümden, meslektaşlarımla birlikte durumu gözlemlemeye çalışıyorum. Tutuklu sanıklar sırayla salona alınıyor. Aileler, yakınları salona girdiğinde sesleniyor ve el sallıyorlar. Uzak mesafede olsalar da, bu birkaç dakikanın her iki taraf için de iyi geldiğini düşünüyorum. Salona en son Ekrem İmamoğlu’nun girişiyle birlikte, tutuklular ve aileleri hep bir ağızdan onu alkışlıyor. Giyimleriyle sanki duruşmaya değil, görevlerinin başına gidiyor gibiler. O gün izlediğim duruşmada, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve avukatının savunması yer aldı. Şahan, Kürt sorununun çözümü konusundaki tutumuyla tanınan bir isim. Hapisteyken bile partisinin düzenlediği toplantının fikrini üretmişti. İlk tutuklanması ise ‘Kent Uzlaşısı’ davasıyla ilişkilendirilmişti. Hala iddianamesi olmayan bu davadan tahliye oldu, ancak İBB davasına eklenmişti. Şahan, durumu şöyle ifade etti:

– Ben 19 Mart günü “Kent Uzlaşısı” davası kapsamında tutuklandım. Bir yıl önce esas tutuklanma nedenim bu idi. Yani gerekçe: CHP’nin Türkiye İttifakı siyaseti idi. Ben, bir siyasetçi olarak, bir Belediye Başkanı olarak, partimle beraber, “Batı illerindeki Kürtlerin mecliste temsil edilmesi”nin savunucusu olduğum için tutuklandım.

– Ancak bu durum, büyük bir çelişkiyi de açığa çıkardı: Türkiye’nin Cumhuriyet tarihindeki en kritik eşiklerinden biri olan, Terörsüz Demokratik Türkiye süreci! Bu sürece en geniş toplumsal destek varken tutuklandım ben.

– 2026 Şubat ayında, tutukluluk incelememde uzlaşıdan, esas dosyamdan tahliye edildim. Bakın şu akla sığar mı? 400 kişinin olduğu 4000 sayfalık iddianameyi yazanlar; beş kişilik kent uzlaşısı iddianamesini çıkaramadılar. İddianame bile çıkmadan 5 dakikada tahliye aldım. Çünkü tutukluluğum sürece, yürüyen ve ülkenin içinde bulunduğu döneme zarar verecekti.

Ne acı değil mi? Çıkmayan bir iddianameden aylarca tutuklu kalmak. İBB davasındaki iddialara gelince, Şahan tüm bu iddialara belgelerle yanıt verdi. Bu kısımda avukatlarının yolladığı konuşmasından aldığım notları paylaşmak istiyorum:

– Bugün ben, müteahhitlerin istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için tutukluyum. Nasıl ki uzlaşı sürecinde Türkiye İttifakı’nın gerektirdiği siyasi sorumlulukları yerine getirdiğim için tutuklandıysam; sonrasında eklenen bu zoraki yedek tutuklamada da idari olarak yapmam gerekenleri yaptığım için tutuklanmış bulunuyorum.

– Şişli’den doğan rant, geçmişte kamu yararına değil; sınırlı sayıda kişi ve yapıya aktarılmıştır. Göreve geldiğim andan itibaren, bu hukuksuzlukların hiçbirine göz yummadım. Tespit edilen tüm aykırılıklar için cezai işlemler uyguladık; ilgili bakanlıklar ve kurumlarla yazışmalar yaptık.

– Şişli’de 7 metrelik bir yolun bir tarafında milyon dolara daire satılırken, karşı tarafında tuvaleti dışarıda tek göz odada 8 nüfuslu bir ailenin yaşadığı yoksulluk vardır. Ne tesadüftür ki tam bu örnekteki o 7 metrelik yolun bir tarafında milyon dolarlık daireler satan gökdelenin temsil ettiği yapı, bugün karşımda bana atılan iftiraların konusu oluyor. Ben o tek göz odada yaşayan Şişlili yoksul ailenin bu kentten alması gereken kul hakkının ve kent hakkının savunucusuyum.

Peki Resul Emrah Şahan ‘yoksulların hakkını savunurken’ nasıl bir hayat yaşıyor? Sadece kendi ifadesiyle değil, MASAK araştırmasıyla da kanıtlanan bir gerçek var: Kadıköy’de, 1989 yılında yapılmış bir binada kirada oturuyor. Başka bir mal varlığı da yok. İdealist ve dürüst bir kişilik olarak tanınıyor. Ancak iddianamesi yazılamamış bir konu ve bağlı olduğu İBB davasından dolayı bir yıldır tutuklu. Eşinden ve çocuğundan ayrı kalmış durumda. Kızı, babasının evden götürülüşüne tanıklık etti. Şahan o günü şu şekilde anlattı:

Kızımın o gün akşam kapıya astığı yazı: “Polisler Buraya Giremezler”. Bu durum, hepimiz için bir ders niteliği taşımaktadır. Devlet, 5.5 yaşındaki bir çocukla böyle bir şekilde tanışmamalıdır.

Savunmalar elbette önemlidir fakat beni en çok etkileyen kısım, bir çocuğun devletle ilk tanışma anı oldu. Son yıllarda iktidara muhalefet eden birçok annenin ve babanın çocukları devletle bu travmatik biçimde tanışmak zorunda kaldı. Evlerine sabaha karşı giden polisler, davalardaki jandarmalar, hapisteki infaz koruma memurları. ‘Devlet’ gücü elinde tutanın ‘öteki’ gördüğüne acı verdiği bir tanım olarak mı kazınacak çocukların ruhuna? Kuşaktan kuşağa aktarılacak bir miras mı olacak ‘döneme-düzene’ itiraz edenlerin yaşadıkları? Başörtülü üniversitelilere yaşatılan haksızlıkların ve zulümlerin bugüne getirdiği noktaya baktığımızda, bu durum daha da anlam kazanıyor.

Son olarak…

AİHM kararına rağmen hapiste 10. yılında olan Selahattin Demirtaş’ın 4 Kasım 2016’da tutuklanmasının ardından eşi Başak Demirtaş’ın aynı ay verdiği bir söyleşi aklımda yer etti. Şöyle demişti: “5 yaşlarındaki çocuklarımın durumu ile karşılaşmıştım. Babamı almışlardı 1982 yılında. Diyarbakır’daydık, yine bir gece yarısı polisler gelmişti. O zaman çok da anlamıyorduk. Sadece annem zaman kazanmaya çalışıyordu, babamın kıyafetlerini giyebilmesi için. Onu hatırlıyorum, annemin soğukkanlılığını hatırlıyorum. Ben de öyle oldum. Demek ki insan öyle bir durumda soğukkanlı olabiliyormuş

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
İBB Duruşmasında Tutuklular ve Ailelerin Acısı
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.