CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tarımsal üretim ve gıda arzıyla ilgili yaptığı açıklamaları, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan resmi verilerle eleştirdi. Başevirgen, konuya dair yazılı bir açıklama gerçekleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Yıllık enflasyon oranı yüzde 32,37 seviyesinde iken, mutfaktaki yangın çok daha büyük bir boyut kazandı. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK, tarımsal girdi maliyetlerindeki artışı yüzde 31,55 olarak açıkladı; fakat gerçek maliyet artışının yüzde 50-60 seviyelerinde olduğunu biliyoruz. Çiftçiler, mazot ve gübreyi TÜİK’in belirlediği fiyatlardan değil, bayilerin etiket fiyatlarından temin etmek zorunda kalıyor. Üreticiler borç içinde kıvranıyor; traktörleri hacizli, tarlaları ipotekli. Saray’ın penceresinden bakıldığında sorunlar göz ardı edilebilir, ancak sokakta ve tarlada durum tam anlamıyla bir yangın yeri. Erdoğan’ın ‘sorun yok’ dediği tablo, çiftçilerin iflası ve halkın açlık tablosudur.”
“SADECE BİRER VİTRİNDEN İBARET”
Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyrettiğini belirten Başevirgen, TÜİK’in sunduğu verilerin bile gıdadaki durdurulamaz artışın üstünü örtmekte yetersiz kaldığını vurguladı. Nisan ayında gıda fiyatlarının aylık bazda yüzde 3,70 oranında arttığını ifade eden Başevirgen, bu durumun vatandaşın her ay tenceresinden bir kaşık daha eksilmesi anlamına geldiğini belirtti. Erdoğan’ın ‘arzda sorun yok’ söylemi, rafların dolu olmasına rağmen halk için bu rafların artık yalnızca birer vitrin olduğunu gözler önüne seriyor.
“BAYİNİN ETİKETİNDEN ALIYOR”
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine yönelik tehditlere dikkat çeken Başevirgen, Tarım-GFE (Girdi Fiyat Endeksi) verilerini de gündeme getirdi. Başevirgen, “Mart ve nisan ayları itibarıyla girdi maliyetleri veterinerlik harcamalarında yüzde 41,37, yem fiyatlarında yüzde 37,70 ve gübre maliyetlerinde ise yüzde 36,89 oranında artış göstermiştir” şeklinde konuştu.
“GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”
Bitkisel üretimdeki kaygı verici düşüş öngörülerine de dikkat çeken Başevirgen, tehlikenin kapıda olduğunu belirterek, “Tahıl, sebze ve meyvede önemli oranlarda daralma bekleniyor. Kendi çiftçisini desteklemeyen iktidar, çözüm olarak yabancı çiftçiyi zengin eden ithalata yöneliyor. Saray’ın penceresinden bakıldığında sorunlar görünmeyebilir; fakat sokaktaki ve tarlalardaki gerçeklik tam anlamıyla bir yangın yeri. Gıda güvenliği, milli güvenlik meselesidir. Üretimden kopan her bir çiftçimiz, vatandaşın gelecekte daha pahalı ekmek ve daha pahalı et yemesi demek” ifadelerini kullandı.
“ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL DESTEKLERİN TAM VERİLMESİNDE VE PLANLI ÜRETİMDEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını da eleştiren Başevirgen, konuya dair şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gıda arzında sorun yok’ açıklaması, sadece kendi konfor alanını yansıtan bir ifadedir. Biz, Manisa’nın üzüm bağlarında, Ege’nin tarlalarında, Gediz Ovası’nda çiftçilerin, besicilerin, üreticilerin, pazarda emekçilerin, fabrikalarda işçilerin ve okulda öğrencilerin sorunlarını yerinde görüyoruz. Gübre alamadığı için rekoltesi düşen çiftçinin, eti gramla alan emeklinin, çocuğunun beslenme çantasına meyve koyamayan annenin dünyasında çok büyük sorunlar var. Çözüm ithalatta değil; Tarım Kanunu’nun gerektirdiği desteklerin tam verilmesinde ve planlı üretimde bulunuyor. Pembe tablolara değil, gerçek icraatlara ihtiyaç var. Eğer siz bu adımları atmazsanız, ilk seçimlerde iktidara geldiğimizde tüm emekçilere haklarını vereceğiz ve üretimde dışa bağımlılığı sonlandıracağız.”

Yorumlar kapalı.