1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Arjantin’de Darbenin 50. Yılı: Hafıza ve Adalet

Arjantin’de Darbenin 50. Yılı: Hafıza ve Adalet

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Arjantin’de 24 Mart 1976 tarihinde gerçekleştirilen askerî darbenin üzerinden tam 50 yıl geçti. O dönemde kurulan ve 1983 yılına kadar devam eden diktatörlüğün işlediği suçların araştırılması ve cezalandırılması için verilen mücadele günümüzde de sürmektedir.

İnsan kaçırmaları, kayıplar, işkenceler, infazlar, gizli gözaltı merkezleri ve çocukların zorla alınması gibi suçların “insanlığa karşı suçlar” olarak tanımlanması ve fail olanların yargılanması için hukuki bir yapı oluşturmak oldukça zorlu bir süreç oldu. İnsan hakları örgütlerinin çabalarıyla önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, adaletin tam anlamıyla sağlanabilmesi için hala alınacak çok yol bulunmaktadır.

Hafıza, yeniden inşa edilen politik bir alan ve başlı başına bir mücadele pratiği haline gelmiştir. Bu mücadele, yalnızca “unutmaya karşı hatırlamak” anlamına gelmemekte; aynı zamanda, unutulmaması gerekenlerin ne olduğunu, yani gerçeklerin ne anlama geldiğini ortaya koymak amacıyla verilmektedir.

Bu nedenle, adalet arayışı esasen hafıza mücadelesine dayanmaktadır. 1976-1983 yılları arasında yaşananlarla yüzleşebilmek için, devlet terörünü meşrulaştıran anlatılara karşı hakikati savunmak büyük bir önem taşımaktadır.

Arjantin’de 24 Mart, bu sebeple 2002 yılında “Hakikat ve Adalet için Ulusal Hafıza Günü” olarak ilan edilmiştir. Darbenin 30. yıl dönümünde, 2006’da bu tarih resmi tatil olarak kabul edilmiştir. Bu gün, kutlama değil, hesaplaşma günü olarak anılmaktadır. 24 Mart, Arjantinlilerin ülke genelinde sokağa çıkarak hep bir ağızdan haykırdıkları gün: “Bir Daha Asla!” (¡Nunca Más!)

Darbenin 50. yıldönümünde, başkent Buenos Aires’in simgesi olan Plaza de Mayo ile Avenida 9 de Julio arasında her 24 Mart’ta olduğu gibi yine on binlerce insan bir araya geldi. Bu yılki protestoların hedefinde, inkârcı Milei hükümeti de yer aldı.

9 Temmuz Bulvarı’nda Buenos Aires’in sembolü olan ünlü dikilitaşta “Bir daha asla” yazılı, 24 Mart 2026

“Kirli Savaş” söylemi

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, diktatörlükle ilgili inkârcı söylemlerine seçim kampanyası sürecinde başladı. 1 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen başkanlık tartışmasında, Milei, dikta döneminde kaybolanların sayısının 30 bin değil, 8 bin 753 olduğunu iddia etti.

Bu rakam, 1984 yılında kurulan araştırma komisyonunun (CONADEP) belgelediği kayıp sayısına yakın olmasına rağmen, hiçbir zaman kesin bir sayı olarak kabul edilmemiştir. Yeni davalar açıldıkça ve tanıklar ortaya çıktıkça kayıp listeleri genişlemeye devam etmektedir. Gizli gözaltı merkezlerinde kaydedilmeyen vakalar ve “ölüm uçuşları” adı verilen operasyonlarla sistematik olarak ortadan kaldırılan cesetler nedeniyle kaybedilenlerin sayısının yaklaşık 30 bin olduğu kabul edilmektedir.

Milei, başkanlık tartışmasında bu genel kabulü reddetti ve sayının abartıldığını savundu. Diktatörlüğü kınadığını belirtse de, o dönemdeki gerillaların da eleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Milei’ye göre, o dönemde yaşananlar “devlet terörü” değil, devlet ile terörizm arasında bir “savaş”tı.

Kendisine göre, “Devlet bu tür çatışmalara katıldığında bir çerçeve içinde hareket etmek zorundaydı çünkü şiddet tekeline sahip olan oydu.” Milei, devletin işlediği istismarların kötü olduğunu kabul etmekle birlikte, gerillaların “iyi” ve “idealist” gençlerden oluştuğu görüşünü reddetti.

Bu söylem, yalnızca Arjantin’de değil, tüm Latin Amerika’da Soğuk Savaş döneminde askerî rejimlerin işlediği insanlığa karşı suçları meşrulaştırmak için kullanılan bir argümandır. Diktatörlüğe direnen gerillaların da suç işlediği ve her iki tarafın da “aşırılığa kaçtığı” iddialarıyla “Kirli Savaş” olarak adlandırılan bu durum, insan hakları savunucuları tarafından reddedilmektedir.

Bugün, Milei’nin yaptığı, yalnızca “Kirli Savaş” söylemini yeniden canlandırmaktan ibaret değildir. Milei, sayıları yarıştırarak meseleyi niceliksel bir tartışmaya hapsetmeye ve insan hakları mücadelesini itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Ona göre, insan hakları savunucuları çıkar peşinde oldukları için rakamları yüksek tutmaktadırlar.

Milei, insan hakları mücadelesini ekonomik bir yolsuzluk gibi göstererek, bunu bütçe kalemi olarak görmeye çalışmakta ve belgelenmiş bir bilançoyu silmeyi hedeflemektedir.

Üstte kırmızı harflerle “Arjantin: Darbenin 50. Yılı, İnkârcı Bir Başkanla” yazılı. Milei’nin çekiç tutan eli “Memoria”, yani “Hafıza” kelimesini parçalıyor

Milei’nin “Tam Hafıza” söylemi

Diktatörlüğü bir “devlet terörü” değil, iki tarafın olduğu bir “savaş” olarak tanımlamak, askerî cuntanın işlediği sistematik suçları “istismar” seviyesine indirgemek anlamına gelmektedir.

Oysa 24 Mart’ta kurulan diktatörlük, baskı ve şiddeti bir devlet politikası olarak örgütleyen bir iktidar sistemiydi. Hedef, sadece rejimin düşman olarak gördüğü bireyleri ortadan kaldırmak değil, toplumu korku aracılığıyla yeniden yapılandırmaktı. Bu durumu meşru bir müdahale olarak kabul etmek ve normalleştirmek, demokrasi ve insan hakları açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Bu bağlamda, Milei’nin 2023’ten bu yana benimsediği “Tam Hafıza” söylemi, inkârı bir devlet politikası haline getiren ve insan hakları mücadelesine meydan okuyan bir girişim olarak ele alınmalıdır.

Milei’nin aşırı sağcı hükümeti, 1985’teki Cunta Yargılamaları kararlarından bu yana tanınan ve ardından çeşitli yargı kararlarıyla teyit edilen sistematik ve yasadışı devlet şiddeti gerçeğini reddetmekte ve bunun yerine “iki şeytanlı” bir “tam hafıza” talep etmektedir. Devlet terörünü, iki eşit taraf arasındaki meşru bir savaş olarak çerçevelemek, en basit anlamıyla askerî rejimi meşrulaştırmak demektir.

Temmuz 202

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Arjantin’de Darbenin 50. Yılı: Hafıza ve Adalet
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.