Antalya'da İklim Müzakereleri: 1,3 Trilyon Dolarlık Hedef

Antalya'da düzenlenen COP31 müzakerelerinde, 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere yönlendirilecek yıllık iklim finansmanının 1,3 trilyon dolara çıkarılması hedefleniyor. Müzakerelerde fosil yakıtlar ve adil geçiş stratejileri tartışılıyor.

Haber MerkeziHaber Merkezi
22 okunma

Birleşmiş Milletler'in 31. iklim müzakereleri COP31, finansman ve fosil yakıtlar konusundaki anlaşmazlıklarla Antalya'da gerçekleştiriliyor. Bu müzakerelerde belirleyici sorulardan biri, gelişmekte olan ülkelere yıllık iklim finansmanını 2035 yılına kadar kamu ve özel kaynaklar aracılığıyla 1,3 trilyon dolara yükseltme hedefinin nasıl gerçekleştirileceğidir.

Konferans, Türkiye ve Avustralya'nın eş başkanlığında yürütülmekte olup, başkanlığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yapıyor. Müzakerelerde Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen öne çıkmakta. Taraflar Konferansı (COP), 1992 yılında ilk BM iklim anlaşmasını imzalayan yaklaşık 200 ülkeyi bir araya getiriyor.

BBC Türkçe'nin aktardığı üzere, zirve, küresel sıcaklık hedeflerine yönelik uyarıların arttığı bir döneme rastlıyor. BM Çevre Programı'nın ekim ayına dair raporunda, sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama fırsatının büyük ölçüde kaybedildiği vurgulanıyor. Ancak, hızlı ve etkili adımlarla bu artışın kontrol altında tutulabileceği ve yüzyılın sonlarına doğru tekrar 1,5 derece seviyesine geri dönebilme olasılığının olduğu ifade ediliyor.

Bilim insanları, güçlü bir El Nino'nun insan kaynaklı iklim değişikliğiyle birleşmesi halinde, 2027 yılının en sıcak yıllardan biri olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

FİNANSMANDA KAMU VE ÖZEL SEKTÖR AYRIMI

2024'te Bakü'deki COP29'da toplanan 200 ülke, gelişmekte olan ülkelere sağlanan yıllık iklim finansmanı miktarını 100 milyar dolardan 2035 yılına kadar 300 milyar dolara çıkarma konusunda uzlaşı sağladı. Ayrıca, Kamu ve özel kaynakların katkıları ile yıllık 1,3 trilyon dolara ulaşılması hususunda da mutabakat elde edildi.

Ancak bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı tartışmalı bir konu. Gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelerin kamu bütçelerinden düzenli bir şekilde görüşmeye açık bir alan talep ediyor. Gelişmiş ülkeler ise programın özel sektöre ve diğer finansman kaynaklarına da odaklanmasını savunuyor.

COP31'in gündeminde finansman konuları yer almakta, ancak gelişmekte olan ülkelerin talep ettiği ayrı bir başlık bulunmamakta. Bu ayrım, müzakerelerin başlangıcında tartışmalara neden olabilir.

ADALET DUYGUSUYLA GEÇİŞİN ŞEKİL ALMASI

Fosil yakıtların terkinin maliyetinin çalışanlara ve belirli bölgelere yüklenmemesi gereken adil geçiş, zirvenin diğer önemli konularından biridir. Kömür madenlerinin kapanması ve ağır sanayinin dönüşümü, milyonlarca insanın işini, gelirini ve sektörlere bağlı bölgelerdeki yaşam standartlarını etkileyebilir.

Geçen sene Brezilya'nın Belem kentinde gerçekleşen COP30'da, bu sosyal maliyetin yönetilmesine yönelik bir uluslararası mekanizma kurulmasına dair karar alındı. Karar, insan hakları, işçiler, kadınlar, yerli halklar, engelli bireyler, göçmenler, gençler ve kayıt dışı çalışanlar gibi grupların katılımını vurguladı.

Sivil toplum tarafından Belem-Antalya Adil Geçiş Mekanizması (BAM) adı verilen yapının işlevi, finansman ve fosil yakıtlardan çıkış ile ilişkisi henüz netleşmedi. Haziran 2026'daki Bonn toplantılarında farklı seçenekleri içeren taslaklar oluşturulmuş durumda. Nihai yapının Antalya'da gerçekleşmesi bekleniyor.

EMİSYON PROGRAMI YIL SONUNDA SONLANABİLİR

Direkt sera gazı salımlarının azaltılmasına odaklanan Azaltım Çalışmaları Programı (MWP), Bonn'da tıkanmış başlıklar arasında COP31'e taşınıyor. Bu program, 2022'de Şarm El Şeyh'teki COP27'de oluşturulmuştu.

Bir grup ülke, programın fikir alışverişi, finansman, teknoloji ve engellerin ele alındığı bir kolaylaştırıcı platform olarak kalmasını tercih ederken, diğer ülkeler daha güçlü siyasi yönlendirme talep ediyor.

Antalya'da yalnızca programın işlevi değil, devam edip etmeyeceği konusu da görüşülecek. Taraflar bu hususta mutabakat oluşturamazsa, programın 2026 sonuna kadar sona ereceği öngörülüyor.

UYUM FİNANSMANINDA TAKİP PROBLEMİ

Türkiye'nin 2021'de onayladığı Paris Anlaşması, iklim değişikliğine uyumu küresel bir hedef olarak belirliyor. Kuraklıkta tarımsal üretimin korunması, şehirlerin aşırı sıcaklara dayanıklı hale getirilmesi ve sel karşısında altyapının güçlendirilmesi bu hedefler arasında yer alıyor.

COP30'da kabul edilen 59 Belem Uyum Göstergesi, ülkelerin uyum çabalarının ne şekilde değerlendirileceğine dair gereçleri belirliyor. Fakat Bonn'da, bu göstergeleri geliştirecek teknik ekibin yapısı hususunda fikir birliğine varılamadı. Uyum finansmanını 2035 yılına kadar üç katına çıkarma taahhüdünün nasıl takip edileceği de Antalya'da tartışılacak konular arasında bulunuyor.

FOSİL YAKITLARDAN ÇIKIŞTA BİR TAKVİM YETERSİZLİĞİ

Ülkeler, otuz yılı aşkın süren müzakereler sonrasında ilk kez Dubai'deki COP28'de fosil yakıtlarla bağlantılı uzaklaşma hususunda anlaştı. COP30'da ise 80'den fazla ülke, küresel bir çıkış yol haritası talep etti. Petrol ve doğalgaz bağımlısı ekonomilerle, daha iddialı adımları arzulayan ülkeler arasındaki ayrılıklar neticesinde somut bir takvim belirlenememiştir.

COP31'in eş başkanları Türkiye ve Avustralya, fosil yakıt üretimini artırmayı amaçlayan planları nedeniyle sivil toplumun eleştirilerine maruz kaldı. Murat Kurum, doğrudan fosil yakıt çıkışları yerine yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artışın bu bağımlılığı azaltacağı yönünde açıklamalarda bulundu. BBC Türkçe'nin değerlendirmelerine göre Antalya'da bu konunun ele alışında radikal bir değişiklik beklenmemektedir.

TÜRKİYE'YLE UYGULAMA GÜNDEMİ ÖNE ÇIKIYOR

Türkiye'nin uygulama odaklı yaklaşımı, iklim konferanslarında ortaya çıkan projelerin şirketler, yatırımcılar, şehirler, yerel yönetimler ve sivil toplum tarafından gerçekleştirilebilir hale gelmesini sağlamayı hedefliyor. Okyanusların iklim değişikliği ile bağlantısı ve yapay zekanın enerji tüketimi üzerindeki etkilerine dair bir bildiri de eylem gündeminde yer almakta.

New York'taki BM Genel Kurulu toplantıları esnasında tanıtılan iklim uygulama köprüsü girişimi de bu yaklaşımın bir parçası. Murat Kurum, bu girişimin Ulusal Katkı Beyanları ile ekonomik politikalar arasındaki bağı güçlendirmeyi hedefleyeceğini belirtti. Özel sermayenin emisyon azaltım projeleri ile daha geniş ölçekte bir araya gelmesine olanak tanıyacak girişimin Türkiye tarafından yeni bir fon veya finansman mekanizması olarak görülmediği vurgulandı.

Resmi müzakerelerden farklı olarak bu gönüllü girişimlerde ilerleme için oybirliği gerekmemektedir. Antalya'da, zor konuların eylem gündemi ve gönüllü projeler aracılığıyla ilerletilmesi bekleniyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın