Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesine üç aydan daha az bir süre kaldı.
Ankara’daki diplomatlar, lojistik sorunlar nedeniyle uykusuz günler geçirmeye başladı.
Her bir büyükelçilik, devlet/hükümet başkanı, Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve First Lady’ler dahil olmak üzere dört ayrı heyet ağırlayacak. First Lady’lerin de listede yer alması, bazı ülkeler için diğer heyet üyeleri kadar önemli bir durum.
Türkiye, 1990’ların ortalarından itibaren büyük organizasyonlara ev sahipliği yapma konusunda önemli bir deneyim kazanmış ve uluslararası alanda güçlü bir itibar elde etmiştir.
Ancak, liyakat eksiklikleri ve cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş sonrası kurumlar arası koordinasyon eksikliği nedeniyle bu itibarı koruyabilme umudu taşınıyor. Türkiye’nin bu önemli organizasyonu minimum sorunla yönetmesini diliyoruz.
Lojistik anlamda bazı endişelerin ortaya çıkmaya başladığı görülüyor.
Devlet tarafından onaylanmış otellerin gecelik 900-1000 Euro talep etmesi, diplomatik çevrelerde şaşkınlık yaratmış durumda. Üstelik en az üç gece konaklama zorunluluğu da getirilmiş.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu fiyatları duyduğunda ne düşüneceği merak konusu. Kendisi de bir otelci olarak, “Kazık atmaya alışkınım, kazık yemeye alışkın değilim” der mi?
Dünyanın dört bir yanındaki yabancı diplomatların tepkileri giderek artmakta. Geçen yıl zirveye ev sahipliği yapan Hollanda’nın Lahey kentinde gecelik konaklama ücreti 400 Euro civarındaydı.
NATO’nun varoluşsal krizi
Zirvenin lojistik yönüne odaklansak da, belki de NATO tarihinin en kritik zirvelerinden birine tanıklık edeceğiz. 77 yıllık ittifak, ciddi bir varoluşsal krizle karşı karşıya.
Amerikan yönetimlerinin Avrupa müttefikleriyle olan sorunları yeni değil. Obama döneminden itibaren Amerika, Avrupa’nın savunma yükümlülüklerini artırmasını talep ediyor. Bu durum, Trump’ın yaklaşımında da farklılık göstermiyor. Avrupa ile yaşanılan ticaret çatışmaları da dikkate alındığında, mesele sadece jeopolitik değil.
Geçen yıl NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Trump’a “Sayende çocukların kulağını çektik, savunma harcamalarını yüzde 5’e yükseltmeyi kabul ettiler” şeklinde bir mesaj göndermişti ve Trump bu şekilde zirveye katılmaya ikna olmuştu.
Türk kamuoyunda NATO, ABD ile özdeşleşmiş durumda. Bu yüzden bir keresinde Cumhurbaşkanı, “NATO’nun Libya’da ne işi var?” diyerek Türkiye’nin NATO ile olan ilişkisini sorgulamıştı.
Şimdi ise Trump, ABD’nin NATO’nun bir parçası olmadığını düşünerek, İran’a karşı başlattığı savaşta İttifak’ın destek vermemesine tepki gösteriyor.
Trump’ın NATO salvoları 5. maddeyi gölgeliyor
Son bir yıldır, NATO’nun beşinci maddesi, yani “birimize yapılan saldırı hepimize yapılmış saldırı kabul edilir” prensibi zayıflamış durumda.
NATO, esasen bir savunma örgütü olarak tasarlandı. Gücünü oluşturan etmenler arasında, 32 üye ülkenin ordularının donanımı ve işbirliği değil, caydırıcılık öne çıkmaktadır. Türkiye’de bazı çevreler, “bu maddenin işletileceğinden emin değiliz” gibi kuşkular taşırken, önemli olan düşmanların “ya bu madde işletilirse” düşüncesini akıllarından geçirmeleridir.
Trump’ın “Ben de sizi savunmaya gelmem” gibi çıkışları, NATO’nun caydırıcılığını zayıflatmaktadır. Zira caydırıcılık, yalnızca askeri güçten değil, aynı zamanda inandırıcılıktan da beslenir.
NATO geçmişte birçok krizle yüzleşti, ancak bu sefer krizin daha derin ve farklı bir boyut kazanması, varoluşsal temellerinin sorgulanıyor olmasıyla ilişkilidir.
ABD ile Avrupa arasındaki görüş ayrılığının derinleşmemesi bu nedenle son derece önemlidir.
Bu nedenle, Ankara’daki zirvenin önemi, klişe bir söylem olmaktan öte anlam taşımaktadır.
NATO Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürüten emekli büyükelçi Tacan İldem’in de belirttiği gibi, “doğru yönetilirse, bu zirve NATO’nun asgari ortak paydasını yeniden tanımlayabileceği nadir fırsatlardan biri olabilir.”
Bu kez Trump’ı Erdoğan ikna edebilir
Bu bağlamda Türkiye’nin iki önemli avantajı bulunuyor. İlk olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Trump ile olan diyalogu, ikinci olarak ise Türk diplomasisinin çözüm üretme ve arabuluculuk konusundaki deneyimi ve yetkisi.
Bu kritik dönüm noktasında, Türkiye’nin uluslararası itibarı, açgözlü ve fırsatçı yaklaşımlarla gölgelenmemelidir. Antalya Diplomasi Forumu için de yıllardır yüksek fiyat şikayetleri duyulmakta; bu yılki ADF için de benzer sorunlar gündeme gelmiştir.
Ankara’daki NATO zirvesi için ilgili bakanlığın devreye girmesi bekleniyor.


Yorumlar kapalı.