Ankara’nın Bala ilçesinde bu yılın Temmuz ayında yaşanan ve “kar maskeli soygun” olarak adlandırılan kanlı bir baskının arka planındaki gerçekler gün yüzüne çıktı. Demirci ailesinin içindeki trajedi, damatları tarafından oluşturulan bir planla baş gösterdi. Olayın en acı figürü, annesinin cansız bedeninin yanında “ölü numarası” yaparak katillerin elinden kurtulan 12 yaşındaki Nazif Demirci oldu. Olayın faili, ailenin dışından biri değil, damatları Hamza Özdil olarak belirlendi. Borçlarını ödemek amacıyla kayınpederinin birikimlerine göz diken Özdil, evin konumunu WhatsApp aracılığıyla kardeşi İsmail Özdil’e göndererek soygun talimatını verdi. “Ev boşken girin” şeklindeki talimatla planlanan soygun, anne ve oğlunun evde olduğu sırada kanlı bir hale dönüştü.
Saldırganlar, konteynere girerek anne Kezban Demirci’yi pompalı tüfekle öldürdü. Küçük Nazif ise kurşun yağmuruna tutuldu. Ağır yaralı duruma düşen çocuk, “ölü numarası” yaparak saldırganların gitmesini bekledi. Vücudundan onlarca saçma çıkarıldıktan sonra, aylarca yataktan kalkamadı ve içine kapandı. Yaşadığı ağır travma nedeniyle uzun bir süre konuşamadı. Yaklaşık 7 aylık tedavi sürecinde tam 5 büyük ameliyat geçirdi. Günümüzde koltuk değnekleriyle yürüyebilen Nazif, her adımında yaşadığı acıyı hissediyor, fakat azmi sayesinde yeniden okuluna dönebildi.
Olayın en dramatik yönlerinden biri ise Nazif’in ablası Şerife Özdil’in durumu oldu. Kendi kocasının annesinin katili ve kardeşinin sakat kalmasının sorumlusunu öğrenen genç kadın, yaşadığı travmayı şu sözlerle dile getirdi: “Annem öldü, kocam katil çıktı. Tek umudumuz Nazif’in yaşamasıydı. 5 yaşındaki çocuğum bile babasının adını duyunca korkuyor.”
