Avrupa Birliği, Çin ile ticaret açığının devam eden büyümesi üzerine, Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kurallarında yer alan ve üye ülkeler arasında bir ticaret ortağına tanınan en düşük gümrük tarifesini diğer üyelere de uygulama zorunluluğunu getiren “En Çok Kayrılan Ülke” (Most Favoured Nation – MFN) ilkesinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor.
Euronews’in aktardığına göre, bu durum, küresel ticaret kurallarının temel taşlarından birini oluşturmakta ve dünya ticaretini şekillendirmektedir. Çin gibi ülkelerin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelirken, düşük tarifelerden faydalanmasına olanak tanımaktadır.
KARŞILIKLI PAZAR ERİŞİMİ ŞART
Brüksel’in yeni önerisiyle, düşük tarifelerin karşılığında karşılıklı pazar erişimi şartı getirilmesi planlanmaktadır. Bu adım, Avrupa şirketlerinin Çin’de karşılaştığı kalıcı engeller ve Pekin’in ilişkileri dengeleme çağrılarına rağmen, küresel ve AB ile olan ticaret fazlasının artış gösterdiği bir dönemde atılmaktadır.
AB Ticaret Komiseri Maros Seffcovic, Güney Kıbrıs’ta düzenlenen AB ticaret bakanları toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Düşük tarifeler, sizin [ticaret ortağınızın] pazarlarına eşit erişimle karşılık bulmalı” dedi ve “Her iki taraf için de adalet olması gerektiğini düşünüyorum,” ifadelerini kullandı.
A İLE ÇİN ARASINDAKİ MAL TİCARETİ AÇIĞI BÜYÜYOR
Bu konu, mart ayında Kamerun’da gerçekleştirilecek DTÖ Bakanlar Konferansı’nda ele alınacak. Toplantı, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir yıl önce çok taraflı ticaret sistemini sarsan ve daha sonra mahkeme tarafından iptal edilen kapsamlı tek taraflı tarifelerle küresel ticareti olumsuz etkilediği bir dönemde yapılacak.
ABD ve Çin’in giderek daha milliyetçi bir ticaret politikası izlediği bu süreçte, DTÖ reformu toplantının öncelikli gündem maddesi olacak. “En Çok Kayrılan Ülke” kuralı, ticaret ortakları arasında ayrımcılığı önlemek amacıyla tasarlanmıştı. Ancak Brüksel, bu ilkenin Çin ile yapısal dengesizliklere yol açtığı görüşünü savunuyor.
Sefcovic, “Bu ilke uluslararası ticaret hukukuna ve DTÖ uygulamalarına yerleştirildiğinde dünya çok farklıydı. Çin’in GSYH’si yaklaşık yüzde 5-6 seviyesindeydi. Bugün ise yüzde 20 düzeyindeyiz” dedi.
AB’nin Çin ile mal ticareti açığı 2025 yılında 359,3 milyar euroya ulaşmış durumda.
DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİSİ EKONOMİSİ ÇİN OLDU
Eleştirmenler, Pekin’in 2001 yılında DTÖ’ye katılmasının ardından, özellikle kapsamlı devlet sübvansiyonları nedeniyle örgüt kurallarına tam anlamıyla uymadığını öne sürüyor. Bu süreçte, Çin ekonomisi ABD’nin ardından dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline geldi.
Sefcovic, “Son 30 yılda küresel ticaret köklü biçimde değişti. Bazı DTÖ üyeleri küresel ticaretteki paylarını dramatik şekilde artırırken, kendi pazarlarını görece kapalı tutmaya devam etti,” dedi. “Aynı zamanda devlet destekleri ve piyasa dışı politikalar da çoğaldı,” ifadelerini kullandı.
“En Çok Kayrılan Ülke” kuralı, ABD’nin son bir yılda daha yüksek tarifeler tehdidi altında ticaret ortaklarıyla yaptığı anlaşmalar nedeniyle de tartışmalı bir hale geldi.
ABD, DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ’NE RESMEN BİLDİRMEDİ
Geçen temmuz ayında sonuçlandırılan AB-ABD anlaşması kapsamında ABD, AB mallarına yüzde 15 gümrük tarifesi uygulamaya başladı. AB ise ABD’den yapılan ithalata sıfır tarifeyle tercihli muamele tanımayı taahhüt etti.
Ancak Trump yönetimi tarafından açıklanan ticaret anlaşmaları, üyelerin DTÖ kurallarına uyumunu değerlendirebilmesi için bildirim zorunluluğu bulunmasına rağmen, DTÖ’ye resmen bildirilmedi. Söz konusu tarifeler ayrıca, başkanın acil durum yasalarına dayanarak yetkisini aştığı gerekçesiyle ABD Yüksek Mahkemesi tarafından hukuka aykırı ilan edildi. Bu karar, karmaşık hale gelen jeopolitik tabloya yeni bir belirsizlik unsuru eklemiş oldu.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.



