Bülent Ecevit’in 1974 yılında gerçekleştirdiği o grup toplantısından bu yana, dünkü CHP Grup Toplantısı kadar hedefine odaklanmış ve heyecan verici bir etkinliğe tanıklık etmemiştim.
Yıllar içinde Meclis’te birçok partinin grup toplantılarına katıldım. CHP’nin Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Deniz Baykal ve şuanki lideri Özgür Özel’in toplantılarını hatırlıyorum. Ancak dün, geçmişteki toplantılardan farklı bir coşku ve kararlılık hissi vardı.
Başbakan Bülent Ecevit’in 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı sonrası gerçekleştirdiği ilk grup toplantısı, tarihteki en heyecan verici anlardan biriydi.
Dün, Özgür Özel’in CHP Grup Toplantısı’nı izlerken, Ecevit’in o unutulmaz toplantısını yeniden hatırladım.
Özgür Özel, sürekli olarak “47 yıl sonra yeniden birinci parti olduk” diyerek, 1974’ten bu yana 52 yıl sonra benzer bir heyecan ve kararlılığı grubuna yaşatmaya çalışıyordu.
1974 yılıyla kıyaslandığında, elbette koşullar ve sonuçlar oldukça farklı.
O dönemde tanklarla kazanılmış bir savaşın ardından, bugün demokrasinin tehlikede olduğu bir savaş veriliyor.
Diğer yandan, önemli gelişmeler de yaşanıyor.
AKP Sadece İzliyor
Üç Bakan, İçişleri, Çalışma ve Enerji Bakanları tarafından yapılan garantiye rağmen, Doruk Madencilik işçilerine hala ödemeler yapılmıyorsa…
CHP Genel Merkezi’nde çalışan bazı işçilerin, KK eliyle hiçbir hak tanınmadan işten çıkarılabiliyorsa…
Bu iki durum aynı haksızlıkları barındırıyor.
AKP İktidarı, bu iki büyük haksızlığa kayıtsız kalmakla yetiniyor. Üstelik, maden işçilerinin Ankara’ya yürümek istemesi polis engeliyle karşılaşıyor.
Maden sahibi ve KK, AKP iktidarına güveniyor.
Rejim Değişti
Türkiye’deki siyasi rejim yeni bir aşamaya geçiş yaptı.
KK’nın iktidarın emrine girmesi ve medya desteği, CHP’ye karşı yargı kararlarıyla iç içe geçmiş durumda.
Yerebatan Sarayı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak, iktidara bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi, CHP’li belediyelere yönelik sürekli operasyonlarla gözaltına alınan belediye başkanları ve kadrolarla birlikte devam ediyor.
Bu süreç, mutlak butlan kararına kadar uzanıyor.
“O yasa şöyle diyor, bu tüzük böyle yazıyor” diyerek hukuki yorumlara girmek bir anlam ifade etmiyor. Verilen kararlar yalnızca tek bir amaca hizmet ediyor:
İktidarın en büyük adayını etkisiz hale getirerek, rejimi sağlamlaştırmak.
İki Yeni Örnek
Yargı, her gün yeni bir adım atıyor.
Şu anda, mutlak butlan kararının verildiği CHP Kurultay delegelerinin ve yakınlarının hesap hareketleri inceleniyor.
Eğer bu bilgi yoksa, “Kurultayda yolsuzluk yapıldığı” nasıl tespit ediliyor? Mutlak butlan kararı neye dayanıyor?
İkinci örnek, etkin pişmanlık ifadeleri temel alınarak, Özgür Özel ve beş milletvekili hakkında fezleke düzenlenmesi.
Benzer ifadelerin baskı altında alındığı, Silivri duruşmalarında her gün dile getiriliyor.
Değişen bir şey yok.
Türkiye ve CHP
Dünkü grup toplantısına geri dönecek olursak…
Özgür Özel, CHP’de tazminatsız işten çıkarılanları ve yeni işbirlikçileri anlatırken, genel merkezdekilerle AKP arasında bir paralellik kuruyor:
“Saflar nettir, Türkiye’de artık otokratlarla demokratlar bellidir. CHP’yi kurtarmak, Türkiye’yi kurtarmaktır.”
Kemal Tahir’in Romanı
Özgür Özel’i dinlerken, geçmişin derinliklerine gidiyorum.
1925, 1930, 1945 Türkiye’sine uzanıyorum.
Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Kemal Tahir’in eserlerine yöneliyorum. “Yol Ayrımı” adlı romanı da bu eserlerden


Yorumlar kapalı.