“150’likler…”
Kurtuluş Savaşı’na karşı duranları tanımlayan bu tarihsel deyim, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından Lozan Antlaşması’na eklenen bir madde ile yurt dışına sürülmelerinin garanti altına alınmasını sağlıyor. “150’likler” olarak adlandırılan bu liste, 1 Haziran 1924 tarihinde kesinleşiyor ve ardından sürgün ediliyorlar.
Son günlerde Cumhuriyet Tarihi üzerine yeniden düşünürken, KK’nın CHP Genel Merkezi önündeki konuşmasını dinlerken, elimdeki kitapta 150’likler hakkında bilgiler buldum. Bu listedeki isimler kimlerdi?..
Padişah Vahdettin’in çevresindekiler, yaverinden Hazine-İ Hassa Müdürü’ne, bazı Nazırlara, Sevr Antlaşması’nı imzalayanlara, bazı kaymakamlara, müftülere ve gazetecilere kadar birçok kişi bu listede yer alıyordu.
Kitabı kapatırken, hem KK’yı hem de CHP Lideri Özgür Özel’i dinlemeye devam ediyorum.
“Hain” diyenler
KK, kendisine “hain” denilmesini eleştirerek, şöyle ifade etti:
“Bana, 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış birine ‘hain’ diye bağıranları duyuyorum. Onlara bu sloganları attıran kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum. Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kıldan ince, kılıçtan keskindir.”
İhanet kıldan ince değil, oldukça belirgin ve kalın. Ancak, kılıçtan keskin olduğu da bir gerçektir. “Hain” damgasıyla anılan 150’liklerin sürgün edilmeleri, bu keskinliğin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
“Sert ama kinle değil”
KK, “sert konuşacağım ama, kinle değil” diyerek başladığı konuşmasında…
Bir zamanlar birlikte çalıştığı, hatta kendi eliyle seçtiği kişileri FETÖ ile suçlayarak, Silivri’de yargılananlara yönelik yazılmış iddianameleri doğrulayan bir üslup geliştiriyor. Duruşmalar devam ederken, KK, “eski yoldaşlarını” yargısız infaza tabi tutuyor.
Bu dönemde, savcı ve yargıçlar bu ifadeleri dosyalarına suç gerekçesi olarak ekleyebilir mi? Evet, ekleyebilirler.
KK’nın “kinle konuşmama” durumu bu şekilde yorumlanabilir.
“Masum başkanlar”
KK’nın dikkat çeken cümlelerinden biri şöyle:
“Masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız, (…) onlar için mücadeleye başlıyoruz.”
Peki, nasıl kurtaracak?..
Güvenle söylediğine göre, birileriyle anlaşmaya mı varmış? Birilerinden söz mü almış? Bu ifade, iktidarla olan ortaklığının bir itirafı değil midir?
“Helalleşme”
KK, tarihi bir konuşma yaparak, şöyle diyor:
“Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır, hesaplaşma vardır.”
Bu güzel bir ifade. Ancak, on üç seçim kaybeden KK, hangisinde hesap veriyor? Son kaybettiği seçim sonrası masaya vurarak, hesap vermektense “ben buradayım” demiyor mu?
Ayrıca, kendisine yönelik eleştirilerde, örneğin Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına onay verirken, “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” demişken, bunun hesabını veriyor mu?
Ya da Ekmelettin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığını tek başına ilan ederken, bunun hesabını veriyor mu?
Birçok örnek mevcut.
O halde, “kitap” ve “mertlik” ifadeleri nerede kalıyor?
En doğru sözü
Sözlerinin arasında yer alan önemli bir cümle ise:
“Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır.”
Mutlak butlan, parti içi demokrasiyi zedeler. Bunu bile bile, o kararların yerine getirilmesinde görev verilen KK, parti içi demokrasiyi kendisi de zedelemiyor mu?
Aynı zamanda, ülkede demokrasinin de zedelenmesine katkıda bulunmuyor mu?
Ne uğruna? Hangi görev için?
“Durmak yok”
KK, emekli,


Yorumlar kapalı.