Üsküdar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen seminerde, Psikolog Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanların doğası gereği sosyal varlıklar olduğunu ve güçlü sosyal bağların mutluluk, sağlık ve uzun yaşam üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ifade etti.
İSTANBUL (İGFA) – Üsküdar Üniversitesi’nin “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” etkinliği kapsamında katılımcılara hitap eden Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin” başlıklı sunumunda sosyal ilişkilerin insan yaşamındaki hayati önemine vurgu yaptı.
İnsanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu belirten Doğan, beynin de bu sosyal yapıya uygun şekilde şekillendiğini kaydetti. Bireylerin yaşamları boyunca sevgi, güven ve aidiyet duygusuna ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
“EŞ ZAMANLILIK GÜVENİ VE BAĞLILIĞI ARTIRIYOR”
Seminerde eş zamanlılık, uyum ve senkronizasyon kavramlarını ele alan Doğan, birlikte hareket eden bireylerin beyinlerinde güçlü bağlar oluştuğunu ifade etti. Ortak aktivitelerin, örneğin birlikte yürümek, şarkı söylemek veya sarılmak gibi, halk arasında “sevgi hormonu” olarak bilinen oksitosinin salgılanmasını artırdığını belirtti. Bu durumun da stres seviyesini düşürerek kişiler arasındaki güveni artırdığını vurguladı.
Yalnızlığın yalnızca psikolojik değil, fiziksel etkileri olduğunu belirten Doğan, yalnızlık hisseden bireylerde stres hormonu kortizol seviyelerinin yükseldiğini ve bu durumun bağışıklık sistemini zayıflattığını aktardı. Yalnızlığın uyku düzenini bozduğunu ve kronik yalnızlığın kalp hastalıkları, demans ve erken ölüm riskini artırdığını söyledi.
Sosyal ilişkilerin fiziksel sağlık üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Doğan, güçlü sosyal bağların iyileşme süreçlerini hızlandırdığını, sosyal destek gören bireylerde hücresel onarımın daha hızlı gerçekleştiğini ifade ederek, “Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır” dedi.
HARVARD ARAŞTIRMASINI HATIRLATTI
Prof. Dr. Doğan, dünyanın en uzun soluklu araştırmalarından biri olan Harvard Üniversitesi bünyesindeki Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması’nın bulgularına da değindi. Araştırmanın, mutluluk ve sağlığı belirleyen en önemli faktörün para, kariyer veya statü değil; kaliteli insan ilişkileri olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Her sosyal ilişki olumlu sonuçlar doğurmayabilir diyen Doğan, saygı, destek ve güven içeren ilişkilerin “besleyici”, sürekli eleştiri ve değersizleştirme içeren ilişkilerin ise “zehirleyici” olduğunu ifade etti. Sağlıklı ilişkilerin oksitosin üretimini artırdığını, olumsuz ilişkilerin ise stres hormonlarını tetiklediğini vurguladı.
“GÜNDE EN AZ ÜÇ KEZ SARILIN”
Katılımcılara günlük yaşamda uygulamaları için önerilerde bulunan Doğan, göz teması kurmanın, birlikte vakit geçirmenin ve fiziksel temasın önemini vurguladı. Özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların oksitosin salgısını artırdığını belirten Doğan, “Günde en az üç kez sarılın, sevdiklerinizi arayın ve insan ilişkilerine yatırım yapın” tavsiyesinde bulundu.
Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Doğan, insanın sosyal bağlara duyduğu ihtiyacın bir tercih değil, temel bir gereksinim olduğunu belirterek, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç” ifadelerini kullandı.



Yorumlar kapalı.