CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mahkeme kararıyla göreve döndükten sonra ilk kez CHP Genel Merkezi’ne gelerek partililere hitap etti. 12. kattan paylaştığı ilk fotoğrafla dikkat çeken Kılıçdaroğlu, 38. Kurultay hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
KILIÇDAROĞLU GENEL MERKEZ’DE
Kılıçdaroğlu, 2,5 yıl aradan sonra CHP Genel Merkezi’ne dönerken, partililer tarafından karanfillerle karşılandı.
Kılıçdaroğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
Bu binanın önünde sizlere bakarken yalnızca bir Genel Merkez görmüyorum. Adalet yürüyüşünde attığımız her adımda toprağa düşen helal alın terini görüyorum. Hak, hukuk ve adalet mücadelesindeki vatansever CHP’lileri görüyorum. Yoksulun, emekçinin ve yetimin hakları için savaşan binlerce yüreği görüyorum. Sevgili dostlarım, sizlerle omuz omuza vererek ülkenin geleceği için buradayız. Tekrar hoş geldiniz. Sağ olun, var olun.
Burası hepimizin halkın yuvasıdır. Partimizin fedakar evlatları. Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliğini ve millet iradesinin onurunu konuşmak için toplandım. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Bu mesele Türkiye’de siyasetin hangi temeller üzerinden şekilleneceği meselesidir.
Bugün çok açık bir şekilde konuşacağım. Ancak öfke ile değil, sert bir dille ama kinle değil. Bu sadece bir genel başkanlık yarışı değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan… Bizim kitabımızda iftira yoktur, hesaplaşma vardır. Bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır ama bu arınma tasfiye değil, yeniden doğuştur. 38. Kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. O gün, Cumhuriyet Halk Partisi’nde demokrasinin esas olduğunu söylemiştik.
KURULTAY ÇIKIŞI
Ancak maalesef kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyaseti için bir dönüm noktasıdır. O gün yaşananlar, sonrasında ortaya çıkan iddialar ve yargıya taşınan dosyalar kamuoyunda derin kuşkular oluşturmuştur. Bir siyasi partinin iç demokrasisi zedelenirse, ülkenin demokrasisi de zarar görür. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse, milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa, o partinin Türkiye’de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir. Bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız zedelenmesi için mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla ihanet etti? Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir; hesap soracağım, hesap. Herkes bunu bilsin.
“EN KISA SÜREDE KURULTAY’A GÖTÜRECEĞİM”
Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partimizin güvenli limanını işaret edeceğiz. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Ben değil, kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. O sandıktan kim çıkarsa partinin meşru lideri olacaktır. Usulsüzlüğe ve koltuk sevdasına geçit vermeyeceğiz. Önünüzde duran bu adamı iyi tanıyorsunuz. Ben hayatım boyunca sadece vatana millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Tek bir kuruş haram lokma boğazımdan geçmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim. Bunu da açıkça söylüyorum; kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim.
Hayatım ortada. Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten ayrılmadım. Şimdi iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum ki, FETÖ terör örgütü başta olmak üzere, hiçbir terör örgütüyle en ufak bir bağlantım, en ufak bir temasım yoktur.
“HAİN DİYE BAĞIRANLAR…”
Utandıracak bir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum; benim tek odağım vatandır ve Türkiye’dir. Unutmayın. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır. Değerli Yol Arkadaşlarım, ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür… 78 yaşında ama bir derdi olan, derdini anlatmaktan vazgeçmeyen, aziz Türk milletinin yürüyüşünü sizlerle yürüten bir kişi olarak buradayım. Bu yürüyüş benim değil, adaletin, dürüstlüğün ve temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınma ve kazanma yürüyüşüdür. Duydum kardeşlerim, birilerinin siparişleriyle atılan o kirli sloganları duydum. Bana 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış birine ‘hain’ diye bağıranları duydum.
O sloganları attırılan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum; Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi ince ve keskindir. Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun’a çıkarken boynunda idam fermanı, üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe durmanın, bugün FETÖ artıklarıyla birleşip milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları boşunadır. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez; bu çaba kendi acizliklerinin tecellisidir.
“ÖZÜR BORCUM VAR”
Şimdi müsaade edin, ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz, bu yaşlı adam, sizlere tarihi önünde açıkça helallik istesin. Bu millete, bu aziz millete ve bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, kapalı kapılar ardında dış odaklardan yardım dileyenleri koynumda beslediğim için özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinize helal lokmalarınızdan artırarak verdiğiniz emekleri haram sofralarına meze yapanları zamanında koruyamadığım için özür diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ş




Yorumlar kapalı.