Davutoğlu, üniversitelerin hukuka tabi olduğunu vurgulayarak, hukuka aykırı bir durum tespit edildiğinde sorumluların cezalandırılması gerektiğini, ancak öğrenciler ve akademisyenlerin mağdur olmaması gerektiğini belirtti. Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması sürecinde ise tam tersinin yaşandığını ifade eden Davutoğlu, “İktidara yakın aracıları kullanarak yapılan devirler, üniversitenin özünü zayıflatmış; ardından bu gerekçeyle kayyım atanmış ve yasal gereklilikler yerine getirilmeden bir gecede faaliyetlerine son verilmiştir” şeklinde konuştu.
“KARAR ÖĞRENCİ VE AİLELERİNE ZULÜM”
Kapatma kararının gerekçelerinin kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılmadığını dile getiren Davutoğlu, bu durumun “şaibe” yarattığını kaydetti. Final sınavları öncesinde alınan bu kararın öğrenciler ve aileleri açısından “zulüm” olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından üniversitenin tercih kılavuzuna alınmasının devlet güvencesi anlamına geldiğini belirtti. Ayrıca, akademisyenlerin ve çalışanların bir gecede belirsizlik içinde bırakıldığını ifade eden Davutoğlu, bu tür uygulamaların diğer üniversitelerde de baskı oluşturacağını ve akademik iklimi olumsuz etkileyeceğini vurguladı.
Davutoğlu, Bilgi Üniversitesi’nin garantör üniversitesi olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin öğrenci kapasitesinin daha küçük olduğunu belirterek, bu durumun Mimar Sinan Üniversitesi’nin yapısını ve özgünlüğünü olumsuz yönde etkileyebileceğine işaret etti.
Yabancı öğrencilerin yaşayacağı mağduriyetlerin Türkiye’deki üniversitelerin uluslararası itibarını zedeleyeceğini dile getiren Davutoğlu, nitelikli öğrenci ve akademisyenlerin Türkiye’ye gelmesinin de zorlaşacağını kaydetti.
“20 BİN ÖĞRENCİNİN YAŞADIĞI MAĞDURİYETİN SORUMLULARI KİM?”
Davutoğlu, açıklamasında “YÖK tarafından atanan kayyımlar tarafından yönetilen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasını gerektiren hukuki şartlar nelerdir? Kayyım yönetimi, YÖK ve garantör üniversite olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi arasında kapatma kararına dair bir yazışma yapılmış mıdır? Kapatmayı gerektiren hukuki gerekçeler nelerdir? Final haftası öncesinde yaklaşık 20 bin öğrencinin yaşadığı mağduriyetin sorumluları kimlerdir? Mali sürdürülebilirliğinde sorun olmadığı belirtilen bir üniversitenin kapatılmasıyla oluşacak kamu zararına ilişkin hukuki bir değerlendirme yapılmış mıdır?” sorularını yöneltti. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile YÖK yetkililerine, “Türk üniversitelerine güveni sarsan, düşünceyi kısıtlayan ve kurumların sürekliliğini tehlikeye atan bu tür adımlardan kaçınmaları” çağrısında bulundu.

Yorumlar kapalı.