Yandaş medya kanallarında “son dakika” şeklinde yayımlanan bir haber, iki kişiyi ekranlara taşıyor:
Görüntülerde biri Kemal Kılıçdaroğlu, diğeri ise kimsenin tanımadığı, sakallı ve takkeli, 75-80 yaşlarında bir adam.
10 Mayıs tarihinde yayımlanan haberde, bu sakallı kişinin 2019 yılında Pursaklar’da bir askerin cenazesine katılan CHP’lilere saldıran ve Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Yakup Karakoç olduğu belirtiliyor.
Saldırganlardan bazıların AKP’li olduğu ortaya çıkarken, AKP sözcüsü bu kişilerin partiden ihracı için disiplin kuruluna sevk edildiklerini duyurdu. CHP, saldırıyla ilgili bir kitap yayımlıyor.
“Son dakika” haberinde Yakup Karakoç, “çok pişmanım, Kemal Ağabeyimden özür dilemek ve helallik istemek için geldim” şeklinde açıklama yapıyor. Kılıçdaroğlu, “kin şeytana özgüdür, birbirimizi seveceğiz” diyerek onu affediyor.
Görüntüleri izlerken bazı arkadaşlarımla konuşuyorum; “Bu neyin hazırlığı, yandaş TV’ler bu haberi neden bu kadar önemsiyor?” diye soruyorum.
Birkaç gün sonra yine yandaş kanallarda, “CHP İstanbul İl Başkanlığına atanan kayyım ve yönetimi Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti” haberi gündeme geliyor. Bu durumun haber değeri nedir, merak ediyorum.
Bu ülkede hiçbir şey tesadüf değil!
Erdoğan – Kılıçdaroğlu
Görünüşte sıradan olan bu haberlerle, AKP, Kılıçdaroğlu’nu kamuoyuna yeniden hatırlatma çabasında.
Şubat ortasında yurt dışı gezisinden dönerken Tayyip Erdoğan, CHP’ye klasik suçlamalarını yöneltiyor ve ardından şu ifadeleri kullanıyor:
“CHP seçmeni utandıran bir parti oldu. Sayın Kılıçdaroğlu’nun dönemine bakıyoruz, bu dönemden çok farklı.”
Yıllarca “Bay Kemal” benzetmeleriyle Kılıçdaroğlu’na ağır hakaretlerde bulunan Erdoğan, şimdi ona çiçek atmakla meşgul!
Kılıçdaroğlu dün…
Kılıçdaroğlu, AKP’nin kendisine destek çıkan adımlarını boşa çıkarmıyor. Dünkü açıklamasında şöyle dedi:
Silivri’de görülen CHP davalarına dair yeni bir iddianame gibi!
CHP ile ilgili söyledikleri ise şöyle:
“Emanet kirletilemez… Emanete kara çalınmaz… Bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz… Gerektiğinde arınmasını bilir…”
Silivri’deki davalara üstü kapalı göndermelerde bulunarak CHP’yi suçluyor. Konuşmasındaki tek doğru cümle ise şu:
“Bir milletin geleceği siyasetin aklıyla, vicdanıyla, ahlakıyla şekillenir.”
Gerçekten de “ahlakıyla” doğrudur.
Ancak dolaylı suçlamalarla bu iddiaların nasıl ortaya çıktığını görmezden geliyor. Duruşmalardaki savunmaları tamamen yok sayıyor.
2017 Referandumu
Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, 2017 Referandumu ve Kılıçdaroğlu’na yönelik açıklamalarda bulunuyor.
Referandumda sandıkların kapanmasına saatler kala mühürsüz seçmen zarfları Yüksek Seçim Kurulu tarafından kabul ediliyor.
Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak seçiliyor.
Özdağ, seçim akşamı Kılıçdaroğlu’nun kendisine “Biz YSK’ya yürümeyi düşündük ama, silahlı adamlar varmış, bize ateş açılacaktı” dediğini aktardıktan sonra şöyle açıklıyor:
“Bu felaket bir açıklama. Biz Anayasa’nın ihlal edildiğini biliyoruz ama, canımızdan korktuk ve izin verdik, demek. Ayrıca, o gece ben gittim, ortada silahlı adamlar filan yoktu.”
O gece oraya gelmediler; ancak CHP konuyu AİHM’e götürebilirdi, götürmedi. Bu rejimi Erdoğan ve Kılıçdaroğlu birlikte kurdular.”
Yarım kalan AİHM macerası
2017 Referandumu ve CHP, Kılıçdaroğlu’nun hanesine eklenen ayrı bir kırık not.
CHP Konya milletvekili ve hukukçu Atilla Kart, AİHM’e başvuru için her türlü hazırlığı tamamlıyor. Kılıçdaroğlu, önce onaylıyor, “emeğine sağlık kardeşim, yolun açık olsun” diyor; ancak son anda kendisine, Kılıçdaroğlu’nun iste


Yorumlar kapalı.