Sirkeci’deki hanlar dosyasını incelemek için yola çıkıyor, tren istasyonunun köşesindeki kahveciden yayılan kavrulmuş kahve kokusunu geride bırakıyorum. Ara sokaklardan yukarı doğru ilerlerken, Eminönü’nün en yoğun caddelerinden biri olan Çakmakçılar Yokuşu’na varıyorum. Bu dar yokuşta etrafı görebilmek için başınızı mutlaka kaldırmanız gerekiyor.
Biraz ilerlediğimde solumda Büyük Yeni Han beliriyor; hemen karşısında durup derin bir nefes alıyorum. Giriş kapısının yanındaki dükkanın astığı şallar rüzgârda dans ederken, geçmişin seslerinin bu havada karıştığını hissediyorum. Yüzyıllardır her gün binlerce misafiri ağırlayan bu yokuşun, Büyük Yeni Han, Büyük Valide Han, Yeni Han, Sünbüllü Han, Muradyan Hanı, Çakmakçılar Hanı, Sabri Safâ Hanı, Nâsır Hanı ve Birlik Hanı gibi önemli yapılarla dolu olduğunu düşündüğümde içimde bir heyecan uyanıyor. İstanbul’un derinliklerine yayılmış hikayeleri hayal ediyorum.
Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde Çakmakçılar Yokuşu’nda 3 havlucu-çarşafçı, 10 hazır esvabcı, 12 kasketçi, 4 gömlekçi, 6 yazmacı, 2 basmacı, 7 manifaturacı, 4 tuhafiyeci, 1 çantacı, 1 çuvalcı, 1 kunduracı, 1 yazma manifaturacı, 1 büfe, 1 aşçı, 1 kahvehane ve 15 göz kapalı dükkânın yer aldığını kaydeder. Elbette, Koçu’nun 1963’te saydığı yazmacılardan bazıları bugün yerini dijital baskılı eşarplara bırakmış olsa da, yokuşun canlı ticaret geçmişi hala yaşamakta.
Han kapısından içeri adım attığımda, kendimi aniden sakin ve serin bir dünyada buluyorum. Geniş bir avluya bakan sarı taş duvarlar, üç katlı yapının ihtişamını hala hissettiriyor. Üçüncü kata çıkıp, Şahin Karaman’ın atölyesini buluyorum.
Günümüzde bu hanlar, turizm baskısıyla otele dönüşme projeleri ve sur dışına sürülme korkusu yaşayan son sanatkârların hikayelerini barındırıyor. Eğer bu hanlar otel ya da lüks mekanlara dönüşürse, gerçekten ne gibi değişimler yaşanacak?
Eminönü’nde 40 yıldır gümüş işleyen Şahin Karaman, burada yer alan esnaflardan biri. Ermeni gümüş el sanatlarının en önemli temsilcilerinden olan Karaman ile Büyük Yeni Han’ı ve mesleğin geleceğini konuştuk.
– Gümüş el sanatları alanında usta olarak çalışıyorsunuz. Mesleğe nasıl başladınız?
1984 yılında Kapalıçarşı’ya gelerek gümüş el sanatları alanında kakma ve kakma kabartma tekniği üzerine eğitim almak üzere atölyede çalışmaya başladım. Çıraklık ve kalfalık dönemim yedi yıl sürdü. 1991’de abilerimle birlikte kendi sanat atölyemizi kurduk. Kapalıçarşı’da 2000 yılına kadar faaliyetlerimizi sürdürdükten sonra atölyemi Büyük Yeni Han’a taşıdım. 2000 yılından bu yana burada çalışmaya devam ediyorum.
– Hangi alanlarda üretim yapıyorsunuz?
Yapmış olduğum meslek sadece kakma kabartma tekniği ile sınırlı değil; ayrıca hikâyesi olan projeler de üretmekteyim. Son üç yıldır kızım üniversiteden mezun oldu. Hobi olarak başladığım metal baskı bastonlarının nasıl geliştirilebileceği üzerine beyin fırtınası yaptık. “Hikâyeli Bastonlar” projesini başlattık, diğer adıyla “Destan Yazan Adımlar”. 2000 yılından bu yana 26 yıldır Çakmakçılar Yokuşu’ndaki Büyük Yeni Han’da sanat atölyemizde faaliyet göstermekteyiz. Benim gibi birçok gümüş el eşyacısı da buraya taşınmış durumda. Başkanlığını yaptığım Gümüş Eşya El Sanatkarları Derneği (GESAD) bünyesinde, hepimiz birbirimize bağlıyız ve burası bizim toplanma merkezimiz oldu. 1453’ten bu yana gümüş el sanatları, Topkapı Sarayı’ndan başlayarak, zamanla Kapalıçarşı’daki Hanlar Bölgesi’ne yayılmıştır.
Şahin Kahraman’ın kendi elleriyle yaptığı Osmanlı Padişahları eseri
– Neden bu hana taşındınız?
Buraya gelmemizin sebebi, bu hanın odalarının geniş ve ferah olması. Tarih kokan bir yer burası; geçmişi olan bir han ve geniş koridorlarıyla sanatımızla özdeşleşiyor. O günden bu yana bu handa sanatsal faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Önceki hanın atölyeleri bunun sadece yarısı kadardı. Faaliyet gösterirken zorluk yaşıyorduk.
– Bu hanın ticari girdisi hakkında bilginiz var mı?
Tam olarak bir bilgim yok ama vergi ve stopaj ödüyoruz. Bu han olmasa bile, bu alanda ihracat yapan ve yüksek katma değer üreten firmalarımız mevcut. Değerli madenler ve gümüş el sanatları işleyerek devletimize önemli katkılar sağlıyor ve istihdam yaratıyoruz.
– Bu bölgede bazı hanlar otele dönüştürüldü. Burası için böyle bir proje var mı?
Bizim hanımızla ilgili de bir çalışma var ama otel olup olmayacağı belirsiz. Büyük Yeni Han, restorasyon kapsamına alındı. 6 ay içinde koridorlar ve çatı restorasyonu yapılacak. Ardından nasıl bir süreç izleneceği henüz belli değil. Ancak otellere dönüşüm sürecini biliyoruz. Bu durum, Kadir Topbaş döneminde imzalandı.
“Sanatkârlar surlara varmandan telef olur”
– Burası otel olursa ve sizler buradan çıkarsanız ne olur?
Eğer sanatkârları buradan çıkartmaya kalkarlarsa, bu meslek tamamen yok olur. Çünkü bu yerin tarihçesi Fatih Sultan Mehmet Han’a dayanıyor. O sanatkârları buraya getiriyor, Topkapı Sarayı’na yerleştiriyor. Zamanla artarak Kapalıçarşı ve çevresindeki tarih kokan hanlarda sanatlarını icra etmeye devam ediyorlar. Sanayi bölgesine gitme düşüncesi, bu mesleğin geleceğini tehdit ediyor. Sanayi bölgesinin getireceği maddi yükler, sanat


Yorumlar kapalı.