“İçme suyunu herkes için ücretsiz hale getirmeliyiz. Restoranlarda da suyun ücretsiz sunulması gerekmektedir…”
Bu açıklama, Sağlık Bakanlığı’nın bilim kurulunda uzun yıllar görev alan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ateş Kara tarafından yapıldı.
Ateş Hoca, Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı’nın düzenlediği ‘Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı’ toplantısında su konusunu gündeme getirdi.
Bu çağrının, yarım litrelik suyun restoranlarda 100 TL’ye satılmaya başladığı bir dönemde yapılması oldukça dikkat çekiciydi.
Toplantının ardından Ateş Hoca ile yaptığımız sohbet sırasında, ücretsiz su talebini daha ayrıntılı bir şekilde anlattı. “Ülkemizde kronik böbrek hastalığının en yaygın nedenlerinden biri idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Bu durumu önlemenin en etkili yolu ise hidrasyonun sağlanmasıdır; yani suyun yeterli miktarda alınması. Özellikle ani sıcaklık değişimlerinin yaşandığı bölgelerde, insanlara suya her an erişim olanağı sağlanmalıdır.”
Ateş Hoca’nın dileği güzel ama yaşamın gerçekleri bu umut dolu düşüncelerle pek örtüşmüyor. Özellikle büyükşehirlerde, susadığınızda su içmenin maliyeti giderek artıyor.
Ticaret Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı 2025 yılı e-ticaret verileri, suya yapılan harcamaların zeytinyağı, süt ve hatta etten bile daha fazla olduğunu gösteriyor. Bir yılda 45 milyon pet şişe su ve 12 milyon 600 bin damacana su siparişi verilmiş.
İki kategori bir araya getirildiğinde, online ticarette en çok tercih edilen ürün su oluyor. Sadece online siparişlerden suya harcanan miktar 5 milyar TL’yi buluyor. Bu dönemde süte yapılan harcama ise 3 milyar TL, yumurtaya 2,8 milyar TL ve zeytinyağına 1 milyar TL olarak kaydedilmiş.
Bu rakamlar sadece online siparişlerle sınırlı değil. Restoranlarda ve marketlerde doğrudan satın alınan suyu da dikkate aldığımızda, sektördeki toplam hacim 80 milyar TL’ye ulaşıyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği’nin verilerine göre, 2024 yılına kadar Türkiye’deki su pazarı hacminin yüzde 8,7 oranında büyüyerek 11,8 milyar litreye çıkması bekleniyor. PET şişe satışlarında ise yüzde 20’lik bir artış yaşanıyor.
Bu veriler, içme suyunun artık ücretsiz bir hak olmanın ötesinde, ticari bir mal haline dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor. Oysa sağlıklı ve yeterli suya erişim, uluslararası alanda bir insan hakkı olarak tanımlanmış. Ancak günümüzde tartışılan Su Kanunu Taslağı, bu hakkı yeterince gözetmiyor.
“İnsani su hakkı göz önünde bulundurulmalı”
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, taslağın şişelenmiş suya olan ihtiyacı artıran koşulları ortadan kaldıracak herhangi bir düzenleme içermediğini, aksine suyun maliyetinin altında satılamayacağına dair bir maddenin yasalaştırılmak istendiğini belirtiyor.
Toplumun yoksul kesimlerine ihtiyaçları doğrultusunda ücretsiz su sağlanması gerektiğine dikkat çeken Yıldız, “Su Kanunu Taslağı’nda her canlının sağlıklı ve yeterli suya erişimine ilişkin genel esaslar belirtiliyor. Ancak su hizmetlerinin ücretlendirilmesi bölümündeki 8. madde, ‘İçme-kullanma suyu tarifeleri maliyetinin altında belirlenemez’ hükmü, suyun uluslararası kabul gören bir insan hakkı olması anlayışına ve sosyal devlet ilkelerine aykırıdır.” şeklinde konuştu.
Ayrıca, 2021 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile “Belediyelerin yetkili karar organlarının aldığı karar ile hane başı aylık toplam kullanımın beşte birini aşmayacak şekilde üst sınır koymak suretiyle, ‘insani su hakkı’ kapsamında su tarifesi belirlenebilmektedir.” ifadesi yer alıyor.
Bu nedenle, “insani su hakkı” temel bir hak olarak taslakta açıkça tanımlanmalıdır. Taslağa şu maddenin eklenmesi önerilmektedir; “Belediyelerin yetkili karar organlarının aldığı karar ile hane başı aylık toplam kullanımın beşte birini aşmayacak şekilde üst sınır koymak suretiyle; ‘insani su hakkı’ kapsamında su tarifesi belirlenebilir.”
Kaynak suyu çeşmeleri kurulmalı
Yıldız’ın bir diğer önerisi, büyük şehirlerde arıtma işleminden geçmeden doğrudan içilebilecek kaynak sularına ücretsiz erişim sağlayan çeşmelerin yapılmasıdır. Şehirlerde belirli pilot bölgelerde kaynak suyu çeşmelerinin kurulması gerektiğine vurgu yapan Yıldız, “Havzalar arası su transferi ve büyük yatırımlarla sağlanan çeşme suyunun, halkın önemli bir kesimi tarafından içilmediği, yalnızca banyo ve mutfaklarda kullanıldığı gerçeği var. İçme suyu genellikle satın alınıyor. Marketten 1 litre suyu 35 TL’ye alırken, kasiyerin başka bir markayı gösterip ‘O su 155 TL’ dediği durumlarla karşılaşıyoruz. Şişelenmiş suya olan ihtiyacı artıran koşulların ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu konuda yetkili kurumların harekete geçmesi şart.” diyor.
Su faturası artıyor
Bir zamanlar mahalle çeşmelerinden ücretsiz akan ve cam sürahilerle sofralara taşınan su, günümüzde markalaşmış, şişelenmiş ve fiyatlandırılmış bir tüketim maddesi haline geldi. Hatta bazı restoranlarda bir şişe suyun fiyatı, bir öğün yemeğin maliyetine yaklaşabiliyor. Birçok hane, aylık damacana giderinin su faturasını aştığını bildirmekte. Yaz günlerinde İstanbul’da suya günlük 100 TL ödemenin sıradan hale gelmesi dikkat çekiyor.
Özellikle


Yorumlar kapalı.