1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Yaş Aldıkça Huysuzlaşmak mı, Kendini Bulmak mı?

Yaş Aldıkça Huysuzlaşmak mı, Kendini Bulmak mı?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yaşım ilerledikçe, insanlar benim daha huysuz birine dönüştüğümü düşünüyor.

Bu yorumlar bir kulağımdan giriyor, diğerinden çıkıyor; pek umursamıyorum.

Aslında geçmişte daha huysuz olduğum söylenebilir. O dönemde, insanları yargılamadan kabul ettiğim günlerdi.

Daha çok, dünyayı bir tespih gibi sallayıp geçiyordum.

Zamanla bazı huylar edindim ve bu nedenle artık huysuzlandığım düşünülüyor. Ancak ben aslında huysuzlanmıyorum; aksine, huylarımın sayısı artıyor.

Bu durum oldukça garip. “Huysuz” olarak tanımlanmam, huylarımın artmaya başladığı bir döneme denk geliyor.

Hayatta kalabilmem için bazı mucizelere ihtiyacım olduğu gerçeğini biliyorum; mavi kar yağması, güneşin batıdan doğması gibi. Bu durum, zamanımın daraldığını hissettiğim için bazı yeni huylar edinmemi sağlıyor.

Örneğin, artık kötü bir yemeği asla tüketemem. Kötü bir yemek yemenin, geriye sayacak daha fazla öğünüm kalmadığını bilerek, boşa harcayacak bir lüksüm yok.

Ömrümün sıfır tolerans dönemi

Kötü içki için de aynı durum geçerli; artık “kötü içkiye sıfır tolerans” çağındayım!

İnsan her zaman mükemmel olanla karşılaşamaz, ama “idare eder” kavramını hayatımdan çıkardım.

Kimseyi ve hiçbir şeyi idare edemiyorum; bu benim içimden gelmiyor.

Huylarımın artışı da bunun bir sonucu; bu benim hatam değil.

Oysa bizim ülkemiz “idare et” kültürüyle dolu.

Hayatlarımızın değersizliğini gösteren şeylerden biri de bu: “İdare et!”

Elindekilerle yetinmeyi bil. Eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan daha iyidir, diye tekrar tekrar söyleniyor.

Bu sözler o kadar çok tekrar edildi ki sonunda düşük standartlar ülkesi haline geldik.

Kişisel yaşamlarımızda da benzer sonuçlar doğurdu; eldekiyle idare etmeye çalışırken ulaşabileceğimiz büyük mutlulukları hayal bile edemez hale geldik.

Arada bir başkaldırmaya niyetlenenlere hep birlikte parmak salladık: Kendine gel, idare et!

Artık idare etmiyorum; huysuz desinler, umurumda değil.

Alternatif maliyetin farkındayım

İdare etmenin alternatif maliyetinin daha iyi bir yaşam olduğunu biliyorum artık.

Artık başkalarını değil, kendimi “idare etmek” istiyorum.

Gelecekte birilerinin de beni idare etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Instagram ve TikTok’ta “Your Chubby Vintage Nana” (Eski tarz tombul büyükanneniz) olarak bilinen sosyal medya fenomeni Diane Shiffer’i takip etmediğinizi varsayıyorum; tanıdığım hiç kimse takip etmiyor.

Belki de kimsenin takip etmediği kişileri takip etmem, benim başka bir tuhaflığım mı diye düşündüm.

Paylaşımlarından birinde şöyle diyordu: “Huysuzluk, düzeltilecek bir kusur değil; en gerçek benliğinize geri dönmenizi sağlayan bir ipucudur.”

Bu konuda yalnız olmadığımı, benden on yaş küçük bir meslektaşımın benzer hisler içinde olduğunu öğrenmiş oldum.

Hayatınız bir kitap olsaydı…

The New York Times’ta sağlık ve bilim muhabiri Jancee Dunn, Texas A&M Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Rebecca Schlegel’in bir araştırmasını aktarıyor.

Schlegel, 19-67 yaş arasındaki katılımcılardan hayatı bir kitap gibi düşünmelerini ve her “bölümü” değerlendirmelerini istemiş.

Dr. Schlegel, katılımcıların yaşları ilerledikçe kendi benliklerine daha yakın hissettiklerini belirtiyor.

Mount Sinai Hastanesi’nde geriatri uzmanı olan Dr. Rosanne Leipzig, yaşlı insanların kim olduklarına dair daha net yanıtlar verebildiğini, çünkü bunu düşünmek için çok zamanları olduğunu ifade ediyor.

Bu durum aslında çok sıradan bir gözlem; 18 yaşında kim olduğunu düşünen gençler de “garip” bulunmuyor mu?

Bir Türk büyüğünün dediği gibi: Her şeyin, bir şeyi var!

İnsan hangi yaşta ise, o yaşta davranmalı.

15 yaşındayken torunlarının geleceğini düşünmek yerine, karşı apartmandaki sarı saçlı kızın çıkış saatlerini kaydetmek daha akıllıca olmaz mıydı?

Yanıtlarınızı duyar gibiyim; ayrıca belirtmenize gerek yok.

Değişim mi gelişim mi?

Dr. Leipzig, yaş ilerledikçe kişinin gerçek kimliğine daha çok yaklaştığını söylüyor.

Buradan anlıyorum ki, arkadaşlarımın benim değiştiğimi düşündüğü şey, aslında benim “gerçek kimliğime daha fazla yaklaşmam”!

Dr. Leipzig’e göre, yaş ilerledikçe kim olduğumuz ve neye inandığımız konusunda daha rahat oluyoruz.

Bunu duymuşsam, geçip gideceğim artık.

Ulrich Orth, Ruth Yasemin Erol ve Eva C. Luciano’nun Amerikan Psikoloji Derneği’nin sitesinde bulduğum araştırmalar, “olumsuz duygusallık” durumunun yetişkinlikte azaldığını ve yaşlılıkta düşük seviyelerde kaldığını ortaya koyuyor.

Ancak yaşam memnuniyetinin genç ve orta yetişkinlikte istikrarlı olmasına rağmen yaşlılıkta azalma eğiliminde olduğunu da unutmamak gerek.

Acaba yaşlandıkça çevremizdekilere huysuz gibi görünmemizin nedeni yaşamdan aldığımız zevkin azalması mı? Bu soruyla birlikte, istatistiksel verilere bakarken zorlandım.

Jancee Dunn, makalesinde Facebook’ta takip ettiği bir gruptan bahsediyor: Sıkıcı Erkekler Kulübü!

Facebook hesabım yok, ama insanların bu tür ortamlarda birbirleriyle iletişim kurma isteğini yadırgamıyorum.

Ancak,

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Yaş Aldıkça Huysuzlaşmak mı, Kendini Bulmak mı?
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.