Kamera: Mehmet ÇALPAR
(SİLİVRİ / İSTANBUL) 19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından oluşturulan Aile Dayanışma Ağı, Silivri’deki buluşmasında bir kez daha adalet talebinde bulundu. Toplantıda söz alan Dilek Kaya İmamoğlu, “Her geçen gün, savunmaların etkisiyle, eşim Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarıyla bürokratların özgürlüğünü kısıtlayan bu iddianamenin çökmekte olduğunu gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı. “Burada yaşananları kendi gözlerinizle görün!” diyen Dilek Kaya İmamoğlu, “Dün gece ve bugün Ataşehir’de yaşananlar, Onursal Adıgüzel Başkan’a, onun yol arkadaşlarına, ailelerine ve kendisine oy veren iradeye yönelik doğrudan bir saldırıdır. Bu durum artık yalnızca hukuki bir mesele değildir; topluma yönelik sistematik bir psikolojik baskı ve yıldırma operasyonudur. Bunu sürekli dile getirdik, bir kez daha vurguluyoruz: Bu ülkeye psikolojik işkence yapmaya çalışıyorsunuz. İnsanları korkutarak, yalnızlaştırarak ve sindirerek bir düzen kuramazsınız. Kuramayacaksınız!” şeklinde konuştu.
Aile Dayanışma Ağı (ADA), 19 Mart operasyonu mağdurlarının yakınları tarafından düzenlenen etkinlikte, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesi Silivri’deki Dayanışma Evi’nde bir araya geldi. Bu 31’inci buluşmaya; CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve vatandaşlar katılım gösterdi. Buluşmanın basın açıklamasını, Silivri’de bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu gerçekleştirdi.
Dr. İmamoğlu, 23 Nisan Bayramı’na büyük bir acıyla yaklaşmanın üzüntüsünü dile getirerek, “Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da yaşanan saldırılar hepimizi derinden etkiledi. Okullarında çocuklarımızı ve öğretmenimizi kaybettik. Ancak daha da ağır olan; bu ülke, çocuklarının yasını bile gerektiği gibi tutamadı. Tek bir gün bile yas ilan edilmedi. Sanki kaybettiğimiz çocuklar bu ülkenin evlatları değilmiş gibi davranıldı. Çocukları korumak, yalnızca okul kapısına güvenlik koymakla mümkün değildir. Onları korkudan, şiddetten, ihmalden ve güvensizlikten de korumak gerekir” dedi.
Dr. İmamoğlu, tutukluluk süreçlerinin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini somut örneklerle anlatarak, “Küçük bir kız, babasını polislerin götürmesinin ardından kapısına ‘Buraya polisler giremez’ yazısı astı. Bir başka çocuk, Silivri’yi yüksek güvenlikli bir işyeri zannediyor; yanındaki inşaata bakarak babasının orada çalıştığını ve inşaat bitince kavuşacaklarını düşünerek her gelişinde oraya umutla bakıyor. 11 aydan fazla tutukluluk süresine rağmen iddianamesi henüz yazılmamış insanların çocukları var. Biz çocuklara şu sözü vermeliyiz: Sizi koruyacağız, sizi unutmayacağız, sizi adaletsizliğin gölgesinde bırakmayacağız. 23 Nisan, yalnızca bir bayram değil, çocuklarımıza verilmiş bir sözün adıdır. Bu ülkenin geleceğini çocukların gözlerinde görebilmenin adıdır. Bugün o sözün ağırlığını daha derinden hissediyoruz. Geçtiğimiz hafta çocuklarımıza yönelik ağır gündemin yanı sıra, bir yılı aşkın süredir adaletsizlikle boğuştuğumuz Silivri gündemi de devam ediyor. Silivri’yi yazmak ve anlatmak burada yaşananları tarif etmeye yetmiyor. Buraya gelmeden, bu havayı solumadan, bu adaletsizliğe tanıklık etmeden kimse burada yaşananları tam olarak anlayamaz” dedi.
Dilek Kaya İmamoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Burada, bu mahkemede bir dram yaşanıyor. Her geçen gün, yapılan savunmalarla birlikte, eşim Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının özgürlüğünü elinden alan bu iddianamenin gözlerimizin önünde çöktüğüne şahit oluyoruz. Kendilerini kurtarmak için iftira atanlar; ‘duymuştum’, ‘söylenmişti’, ‘öyle düşündüm’ diyerek verdikleri asılsız ifadeler yüzünden sevdiklerimizin özgürlükleri ellerinden alındı. Şunu herkes bilsin ki; bu iddianameye dayanarak gerçekleştirilen tüm tutuklamalar bu tür beyanlarla yapıldı. Bu iddianameyi hazırlayan ve hazırlatanlar, koltuklarında rahat otursunlar diye biz burada bu zulmü yaşıyoruz. Her günün sonunda sevdiklerimizi burada bırakarak elimiz kolumuz boş evlerimize dönüyoruz.
“’Asrın yolsuzluğu’ dediğiniz bu dava, eğer bu kadar büyük, bu kadar önemli ise buyurun izleyin”
Silivri’den tüm kamuoyuna seslenen Dilek Kaya İmamoğlu, “Gelip burada yaşananları kendi gözlerinizle görün! ‘Asrın yolsuzluğu’ dediğiniz bu dava, eğer bu kadar büyük, bu kadar önemli bir dava ise buyurun izleyin. İftiralarla, dedikodularla haksız ve hukuksuz bir şekilde devam eden, 13-14 aylık esarete bizzat şahit olun. Ama ne yazık ki duyan kulaklar duymuyor, gören gözler görmüyor. Neden bunları yaşıyoruz? Biz suçlu değiliz. Kaçma şüphesi bulunmayan, bu ülke için çalışan, işini yapan, sorumluluk taşıyan insanlar neden hala tutuklu yargılanıyor? Bu insanların ne kaçma ihtimali vardır ne de delil karartma ihtimali.”
“İnsanları korkutarak, yalnızlaştırarak, sindirerek bir düzen kuramazsınız. Kuramayacaksınız”
Bu sorular hâlâ cevapsızken; dün gece ve bugün Ataşehir’de yaşananlar, Onursal Adıgüzel Başkan’a, yol arkadaşlarına, ailelerine ve ona oy veren iradeye yapılan doğrudan bir saldırıdır. Bu durum artık yalnızca bir hukuk meselesi değildir; topluma yöneltilen sistematik bir psikolojik baskı ve yıldırma operasyonudur. Bunu tekrar ediyorum: Bu ülkeye psikolojik işkence yapmaya çalışıyorsunuz. İnsanları korkutarak, yalnızlaştırarak ve sindirerek bir düzen kuramazsınız. Kuramayacaksınız.
“Peki ortada gerçekten bir örgüt var mı? Evet, var; ama bu, iddia edilenin aksine bir fedakârlık ve emek örgütüdür”
Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan, demokrasiye inanan her vatandaş sandığa gitmiş ve hür iradesiyle kendi belediye başkanını, yöneticisini, liderini seçmiştir. Bu irade, size rağmen var oldu ve var olmaya devam edecek. Bu iradeye rağmen 1,5 yıldır yaşatılanların tek bir açıklaması yapıldı mı? Hayır! Soruyorum size; bu yaşatılanlar nedir? Bu ülkenin insanlarından, bizden ne istiyorsunuz? Neden toplumu karanlığa sürüklüyorsunuz? Şunu bilin; para geçicidir, kontrol edilemez güç çöker, makamlar el değiştirir. Ama insanlık, vicdan ve adalet kalıcıdır. Bu karanlık herkese zarar verir; başta da ülkemize, bu millete. Tüm bu yapılanlara sessiz kalanlara sesleniyorum; sesinizi çıkarmak için daha ne olmasını bekliyorsunuz? Tam da bu yüzden, ortaya atılan iddialarla yaratılmak istenen algının gerçeği yansıtmadığını açıkça ifade etmek gerekiyor. Peki ortada gerçekten bir örgüt var mı? Evet, var; ama bu, iddia edilenin aksine bir fedakârlık ve emek örgütüdür. 2014’ten beri bizzat şahit olduğum; insanlara fayda


Yorumlar kapalı.