1. Haberler
  2. Ankara
  3. İklim Krizi: Türkiye’den COP31 İçin Çözüm Çağrısı

İklim Krizi: Türkiye’den COP31 İçin Çözüm Çağrısı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Ankara’daki bir otelde gerçekleştirilen ‘COP31’e Doğru Türkiye’de İklim Değişikliği Gündemi & SETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Lansmanı Konferansı’na katıldı.

Konferansta, Bakan Kurum’un yanı sıra SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş, akademisyenler, bakanlık yetkilileri ve vakıf temsilcileri de konuşmacı olarak yer aldılar. Bakan Kurum, bu programın sadece teknik bir toplantı ya da soğuk istatistiklerin tartışılması amacıyla düzenlenmediğini vurgulayarak, Türkiye’nin yeni dünya doktrinini oluşturacak adımların tartışıldığını ve COP31 sürecinde üstlenilecek sorumlulukların ele alındığını ifade etti.

‘İKLİM KRİZİ HER YIL MİLYARLARCA DOLARLIK ZARAR GETİRİYOR’

Yeni bir dünya doktrinine ihtiyaç duyulduğunu belirten Kurum, “Şu anda insanlığın karşılaştığı en önemli mesele, sıradan bir karbon salınımı sorunu değildir; asıl mesele, insan ile doğa arasındaki bitmek bilmeyen çatışmadır. Günümüzde insanlık, tarihinin en kritik eşiklerinden birini yaşamaktadır. Eski dünyanın sona erdiğini gözlemliyoruz, yeni dünyanın ise doğum sancılarını hissetmekteyiz.” dedi.

Bu süreçte belirsizlik, adaletsizlik ve sürekli tüketim hırsının ön planda olduğunu söyleyen Bakan Kurum, “İnsanları tüketen bu hırs, doğayı yalnızca bir ham madde kaynağı olarak görmemize yol açıyor ve bu durum, Afrika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada iklim krizini tetikliyor. İklim krizi, her yıl milyarlarca dolarlık zararlara yol açıyor; milyonlarca insanın göç etmesine, hastalıklara ve ölümlere sebep oluyor.” şeklinde konuştu.

‘TÜRK DİPLOMASİSİ SIRF BİR İZLEYİCİYDİ’

Bakan Kurum, Türkiye’nin dünya için her türlü imkanı seferber ettiğini ve liderlik rolü üstlendiğini dile getirdi. 1990’lı yıllardaki Türkiye’yi değerlendiren Kurum, “O dönem çevre ve iklim yönetimi açısından bir ‘tecrübesizlik ve plansızlık’ dönemi yaşandı. O günlerde çevre, sadece belediyelerin çöp toplama faaliyetlerine indirgenmişti. İklim meselesi, ulusal kararların bile yanından geçemeyen, dış politikanın konusu bile olamayan bir başlıktı.” ifadelerini kullandı.

Kurumsal cümleler kurarak, “O zamanlar dünya iklim masalarında Türk diplomasisi son derece etkisizdi ve sadece bir izleyici konumundaydı. Ancak geldiğimiz aşamada, Türkiye’nin iklim diplomasisi, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önemli bir güç haline geldi.” dedi.

Bakan Kurum, doğayı bir atık deposu olarak gören zihniyetten Türkiye’yi kurtardıklarını ve 196 ülkenin katılım göstereceği COP-31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını belirtti.

‘İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE BİR SAVUNMA CEPHESİDİR’

Küresel sistemde suyun, stratejik bir ham madde ve savaş unsuru haline geldiğini belirten Bakan Kurum, “Bir akademisyen, gıda ve su güvenliğinin, önümüzdeki yıllarda sınır güvenliğinden daha kritik bir çatışma ve iş birliği alanı olacağını ifade etti. Orta Doğu’dan Orta Asya’ya kadar uzanan bu zorlu coğrafyada, suya hakim olan, toprağını yeşil tutan ve doğayı koruyarak enerji üreten devletler, geleceğin şekillendiricileri olacaktır.” şeklinde konuştu.

Bugün yaşanan savaşların enerji krizini tetiklediğini ve bu durumun istikrarsızlığı artırdığını söyleyen Kurum, “Bu iklim değişikliği süreci, doğrudan bir ekolojik beka meselesidir. Her ülkenin kendi kendine yetebilmesi kaçınılmaz bir gerçeklik haline gelmiştir.” dedi.

Bakan Kurum, iklim kriziyle mücadeleyi savunulması gereken bir cephe ve fırsatlar sunan bir kalkınma meselesi olarak gördüklerini belirterek, bu tespitleri somut ve ölçülebilir bir eylem planına dönüştürmeleri gerektiğini ifade etti. Toplumun tüm kesimlerinin ortak paydada buluşması gerektiğini vurgulayan Kurum, COP31’deki en dikkat çekici konuların su ve gıda olacağını söyledi.

‘ATIKLAR, ENERJİYE DÖNÜŞEN BİR MİLLİ SERVET’

Kurum, suyun petrolün yerini alacağı zorlu bir sürecin eşiğinde olunduğunu belirtti ve bölgesel istikrar ile milli güvenliğin suya bağlı olduğunu ifade etti. “Suyun bir damlasının bile israf edilmediği, gıda arz güvenliğinin tehdit edilmediği bir dünyayı öneriyoruz.” diyen Kurum, Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi konularının eylem planında önemli bir yer tutacağını vurguladı.

Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde gelişen Sıfır Atık Hareketi’nin, eşyanın hukukunu koruma hareketi olduğunu belirten Kurum, “Biz, ‘al-kullan-at’ düşüncesine karşı, doğanın döngüsünü koruyarak atıkları enerjiye ve ham maddeye dönüştüren bir milli servet anlayışını savunuyoruz.” dedi.

Ayrıca, yeşil sanayileşme, enerji bağımsızlığı, dirençli şehirler ve iklim mülteciliği gibi konuların da eylem planında yer alacağını belirtti. Küresel finans sisteminin kirletenin değil, kirletilenin üzerine yük bindirdiğini vurgulayan Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31’de finansmanın doğrudan mağdur coğrafyalara ulaşması için mücadele edeceğini taahhüt etti.

Kurum, COP31 ile yenilikçi fikirler sunmayı hedeflediklerini ve küresel öze dönüş çağrısını yineledi. Konuşmanın ardından SETA Genel Koordinatörü Miş, Bakan Kurum adına dikilen 500 fidan için sertifika takdim etti.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
İklim Krizi: Türkiye’den COP31 İçin Çözüm Çağrısı
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.