Birlik Vakfı’nın Fatih’teki genel merkezinde düzenlenen konferansta konuşan Yayman, vakfın üyeliğinin her türlü unvanın ötesinde bir anlam taşıdığını ifade etti.
Türkiye’de 40 yıl boyunca faaliyet gösteren bu vakfı bulmanın zorluğuna dikkat çeken Yayman, İstanbul’a ilk geldiğinde Birlik Vakfı’na katıldığını, toplantılara aktif olarak katıldığını ve buradan çok şey öğrendiğini belirtti.
Yayman, Türkiye’nin, dünyada olduğu gibi büyük bir dönüşüm süreci yaşadığını vurguladı. “Türkiye’nin hikayesi, sessiz bir devrimin hikayesidir. Bugün Türkiye, az gelişmiş bir üçüncü dünya ülkesi değil, gelişmekte olan bir ülke olarak öne çıkmaktadır. Bu devrimin en önemli mimarı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin köklü bir geçmişe sahip olduğunu dile getiren Yayman, “Türkiye, dünya coğrafyasının merkezindedir. 86 milyon nüfusu ve 783 bin kilometrekarelik yüz ölçümü ile parlayan bir ülke konumundadır. Dünyanın en önemli 10 ülkesinden biri olarak mutlaka sayılmalıdır.” dedi.
Yayman, Türkiye’nin Avrasya’nın en önemli sanayileşen ülkelerinden biri olduğunu belirtti. “Roma’dan Pekin’e kadar olan coğrafyada büyük bir kalkınma serüveni yaşamış bir ülkeyiz. Türkiye’nin doğal gaz, petrol ve altın madenleri gibi zengin kaynakları olmasa da, insan kaynağı açısından son derece gelişmiş durumdayız.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin sanayisinin ilerlemesi için her yıl 100 milyar dolar enerji ithal ettiğine dikkat çeken Yayman, bu kaynağın kalkınma için kullanılması durumunda çok daha farklı bir tablo ile karşılaşılabileceğini kaydetti.
Terör örgütü PKK ile mücadele için harcanan 2 trilyon dolara işaret eden Yayman, bu rakamın Türkiye’nin potansiyelini gözler önüne serdiğini belirtti. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara geldiği 2002 yılındaki problemleri özetleyen Yayman, “AK Parti bu yıl 25. yılını kutluyor. O zaman Cumhurbaşkanımız, ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.’ dedi ve bu söylem Türkiye’yi önemli bir ülke haline getirdi.” diye konuştu.
Yayman, Türkiye’nin Asya, Avrupa ve Afrika’daki parlayan yıldızların öncüsü olduğunu vurgulayarak, “3 Kasım 2002’de Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 3 bin dolarken, bu rakam bugün 18 bin dolara ulaştı. Yeter mi? Elbette yetmez, hedefimiz 25-30 bin dolara çıkmaktır.” dedi.
2002’deki duble yol miktarının sadece 6 bin kilometre olduğunu, günümüzde ise bu rakamın 30 bin kilometreye ulaştığını kaydeden Yayman, üniversite sayısının 76’dan 208’e, otoyol uzunluğunun 1,748 kilometreden 4 bin kilometreye çıktığını ve havalimanı sayısının 26’dan 58’e yükseldiğini aktardı. 2002’de Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısının 13 milyon olduğunu, bugünde ise bu sayının 64 milyona ulaştığını belirtti.
Yayman, 21. yüzyılın Türkiye’nin ve Türklerin yüzyılı olacağını ifade etti.
Konferans, katılımcıların fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Yorumlar kapalı.