BBC, dünya genelindeki kırmızı et yemekleriyle tanınan ülkeleri araştırdı.
08 Nisan 08:28
Güncelleme: 08 Nisan 08:51

BBC, Arjantin’den Japonya’ya kadar 6 ülkeyi inceleyerek, en iyi bifteğin hangi coğrafyada hazırlandığını araştırdı.

Kırmızı et tüketiminin tarihi oldukça eski. Mağara resimlerinde erken dönem sığır avları yer alırken, arkeolojik bulgular, M.Ö. 2500 civarında Stonehenge yakınlarında yaşayan toplulukların sığır eti tükettiğini ortaya koyuyor.
Bununla birlikte, büyük ölçekli et tüketimi nispeten yenidir. 19. yüzyılda etin taşınması ve soğutulmasındaki gelişmelerle birlikte Paris bistroları ve Amerikan steakhouse’ları, bifteği öne çıkarmış ve onu refahın simgesi haline getirmiştir.
Günümüzde ise Arjantin’de yavaşça pişirilen asado’dan, Japonya’daki mermerimsi yapıdaki Wagyu etine kadar birçok ülke, bifteğe özgün tarzlarını katmıştır.
İşte bifteğin eşsiz bir deneyim haline geldiği altı ülke:

Arjantin
Sığır eti, Arjantin’e 16. yüzyılda İspanyol sömürgeciler tarafından getirilmiştir. Verimli Pampas otlaklarında serbestçe dolaşan sığırlar, zamanla ülkenin temel gıda maddelerinden biri haline gelmiştir.
Gaucho adı verilen kovboylar, metal ızgaralarla yapılan parrilla sistemini geliştirmiştir. Düşük ısıda yavaş pişirme tekniği “asado” olarak adlandırılmakta ve Arjantin kültürünün ayrılmaz bir parçası olmuştur. Asado genellikle hafta sonları sosyal bir etkinlik olarak düzenlenir ve yemek, küçük parçalarla başlayıp, kaburga ve biftek gibi daha büyük kesitlerle devam eder. Sofranın vazgeçilmezlerinden biri olan chimichurri sosu ise kekik, maydanoz, biber, sirke, zeytinyağı ve tuz karışımından oluşmaktadır.

Japonya
Japonya’da sığır eti tüketimi, 19. yüzyılda Meiji döneminde başlamıştır. Batı’ya yönelik öykünme politikaları çerçevesinde et tüketimi teşvik edilmiştir.
Zamanla Kobe, Wagyu ve Ōmi gibi yüksek kaliteli et türleri ortaya çıkmıştır. Bu etler, yoğun mermerimsi yağ dağılımı ve özenli pişirme teknikleri ile tanınmaktadır.
Japon mutfağında biftek genellikle kömür ateşinde veya teppanyaki ızgaralarda hazırlanmakta, evlerde ise tuz ve karabiberle sade bir şekilde pişirilip tereyağı veya soya sosuyla servis edilmektedir.

İtalya
İtalya’da biftek denilince akla gelen ilk yemek “bistecca alla Fiorentina”dır. Rönesans dönemine kadar uzanan bu kalın kesim biftek, Toskana mutfağının sembollerinden biridir.
Chianina cinsi sığırlardan elde edilen et, genellikle T kemikli olarak kesilmekte ve büyük porsiyonlar halinde sunulmaktadır.
Geleneksel pişirme yönteminde et neredeyse hiç baharat kullanılmadan hazırlanır; tuz ve zeytinyağı sofrada eklenir. Yanında genellikle beyaz fasulye ve kırmızı şarap tercih edilmektedir.

Brezilya
Brezilya’nın biftek kültürü, “churrasco” adı verilen ızgara geleneğine dayanmaktadır. Bu yöntem, 18. ve 19. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır.
Etler uzun metal şişlere geçirilerek açık ateşte pişirilmekte; günümüzde churrascaria adı verilen restoranlarda “rodizio” sistemi ile garsonlar farklı etleri masada dilimleyerek servis etmektedir.
En popüler kesimlerden biri “picanha”dır ve genellikle pirinç, siyah fasulye, manyok unu ve sebzelerle birlikte sunulmaktadır.

ABD
Porterhouse ve ribeye gibi kesimler, ABD’nin biftek anlayışını yansıtmaktadır. Özellikle porterhouse, T kemiğiyle ayrılan iki farklı et parçasını içerdiği için “bifteklerin kralı” olarak anılmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde evde mangal yapma geleneği yaygınlaşmış ve biftek sosyal bir etkinlik haline gelmiştir.
Ancak bazı şefler, ABD’ye özgü en karakteristik “steak” türünün aslında hamburger olduğunu savunmaktadır.


Yorumlar kapalı.