Anthony Zurcher
Kuzey Amerika Muhabiri
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü beş haftalık çatışma sürecinde belirlediği son tarihlerle birlikte taleplerini ve tehditlerini de net bir şekilde ortaya koydu. Bu seferki mesajlar, geçmişteki belirsizliklerden uzak, oldukça doğrudan bir şekilde iletildi.
Trump, İran’a yönelik planlanan yeni saldırı dalgasının ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Saldırıların, Salı günü Washington saatiyle 20.00’de (Türkiye saatiyle Çarşamba 02.00) başlaması öngörülüyor. Sadece dört saat içinde, İran’daki tüm köprüler ve elektrik santralleri hedef alınacak.
Başkan, bu süreçte sınırların neredeyse olmadığını vurguladı.
Trump’a göre, İran’ın bu durumu önlemesi için “kabul edilebilir” bir anlaşma yapması gerekiyor. Bu anlaşmanın, Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının “serbestçe” sağlanmasını içermesi şart.
Ancak zaman ilerledikçe, İran’ın bu ültimatomu kabul etmeye istekli olduğuna dair pek bir işaret yok. Tahran yönetimi, geçici ateşkes önerilerini geri çevirdi ve kendi taleplerini sundu. Bir ABD yetkilisi, bu talepleri “maksimalist” olarak değerlendirdi.
Bu durum, Trump’ı sıkıntılı bir konuma sokuyor. Eğer bir anlaşma sağlanamazsa, son üç hafta içinde olduğu gibi süreyi uzatma yoluna gidebilir.
Ancak bu kadar detaylı tehditlerden sonra geri adım atmak, Trump’ın savaş sürecindeki inandırıcılığını zedeleyebilir.
İran ve dünya, Washington’un askeri gücüne ve taktik becerisine rağmen, müzakerelerde net bir güçlü pozisyonda olmadığını düşünebilir. Özellikle bu hafta sonu İran topraklarında düşen iki Amerikan hava personelinin kurtarılması durumu, bu durumu gözler önüne serdi.
Trump, “Biz kazandık” diyerek, Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında İran’ın askeri açıdan yenildiğini ifade etti. Ancak Tahran’ın, “Suya birkaç mayın bırakacağız” şeklindeki psikolojik stratejisi, ABD’nin kabul etmek istediğinden daha etkili bir koz olabilir.
Başkan, geçtiğimiz yıl İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen “Midnight Hammer” bombardımanını ve Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasını övgüyle anarak, bu hafta sonu gerçekleştirilen kurtarma operasyonunu da ön plana çıkardı.
Ulusal güvenlik ekibiyle birlikte yapılan bu operasyon, yüzlerce uçağın, elit askeri birliklerin ve ileri teknoloji taktiklerinin kullanıldığı bir süreçti. Ancak Savunma Bakanı Pete Hegseth, bu operasyonun aslında “potansiyel bir trajediyi” önlemek için gerçekleştirildiğini kabul etti.
Başarılı bir kurtarma operasyonu gerçekleştirilmiş olsa da, ABD güçlerinin İran’daki riskinin hala yüksek olduğu gerçeği, Başkan’ın Amerikan askeri gücünün sınırlarını fark ettiğini gösteriyor.
Trump, “Onları yerle bir edebiliriz” derken, “Onları sersemletebiliriz. Ama boğazı kapatmak için tek bir terörist yeter” şeklinde bir uyarıda bulundu.
Başkanın bir diğer seçeneği ise tehditlerini gerçekleştirmektir. Ancak Trump, Pazartesi günü bunu istemediğini sıkça dile getirdi.
Trump, İran halkının ABD askeri operasyonuna katlanmaya istekli olduğunu ve şehirlerine düşen bombaları memnuniyetle karşıladığını belirtse de, ABD’nin yıkacağı her şeyin yeniden inşa edilmesi gerekeceğini kabul etti. Bu süreçte ABD’nin de katkıda bulunabileceğini vurguladı.
“Altyapılarını yok etmek istiyor muyum? Hayır,” diyen Trump, “Eğer şimdi çekip gidecek olursak, ülkelerini yeniden kurmaları 20 yıl alır,” ifadesini kullandı.
Tehditlerini hayata geçirmesi durumunda ise yeniden inşa sürecinin bir asır alacağını belirtti. Bu, İran’ı “taş devrine döndürmek” şeklindeki önceki uyarılarından daha ılımlı bir ifade olarak değerlendirilebilir. Ancak İran’ın vaat ettiği “yıkıcı” karşılık ve muhtemel insani kriz, bölge için ağır sonuçlar doğurabilir.
Tüm bu gelişmelere rağmen Trump, son ana kadar bir anlaşma olasılığını canlı tutmaya çalışıyor.
Trump, “Karşı tarafta aktif ve istekli bir muhatap olduğunu” belirterek, “Bir anlaşma yapmak istiyorlar. Bundan fazlasını söyleyemem,” dedi.
Yüksek riskli bir ortamda başkanın bu belirsizlikle ilgili tutumu dikkat çekiyor. Pazartesi günü “her şeyin en ince ayrıntısına kadar planlandığını” ifade etse de, planının detaylarını paylaşmaktan kaçındı.
Bu durum, müzakerelerin perde arkasında kamuoyuna yansıtılandan daha ileri bir aşamada olduğunu gösteriyor olabilir ya da bir blöf ve iyimserliğin birleşimi olarak değerlendirilebilir.
“Yarın akşama kadar süreleri var,” diyen Trump, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ne olacağını göreceğiz. İyi niyetle müzakere ettiklerine inanıyorum. Sanırım yakında anlayacağız.”


Yorumlar kapalı.