Newroz pîroz be!
Kürtlerin Newroz Bayramı, coşku içinde,
demokrasi ve barış temalarıyla kutlandı.
Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Erdoğan’ın iktidarı ya da Saray rejimi,
Newroz meydanlarında
coşkuyla dile getirilen
demokrasi ve barış,
hukuk ve eşitlik adına
gerekli adımları atacak mı,
atabilecek mi?
Gerçek ve kalıcı bir barışın temeli olan
demokrasi ve hukukun gerekliliklerini
yerine getirebilecekler mi?
Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği Newroz mesajını
okuyorum:
“27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç,
Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin
temellerini yeniden diriltmek içindir.
Kültürlerin, inançların
bir arada yaşayabileceğine,
dar milliyetçi anlayışları aşıp
demokratik entegrasyon
temelinde birleşebileceğimize ve
birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir.
Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp,
halklarımızın binlerce yıllık
tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda
aşamayacağımız engel yoktur.
Böyle bir birliktelik ruhuyla demokratik siyaseti
armağan etmek de imkân dahilindedir.”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın
Van’daki konuşmalarını dikkatle dinliyorum:
“Hala bize diyorlar ki Kürtler ne istiyor?
Haydi Van’dan, bu meydandan
hep beraber haykıralım:
Kürtler kimliklerinin tanınmasını istiyor.
Kürtler eşit yurttaşlık istiyor.
Kürtler anadilinde eğitim istiyor.
Kürtler yerel demokrasi istiyor.
Kürtler özgürce siyaset yapmak istiyor.
Kürtler özgürce örgütlenmek istiyor.
Kürtler Sayın Öcalan’ın
statüsünün netleşmesini istiyor.
Şimdi Van’dan bir çağrı yapıyorum:
Hem Sayın Öcalan,
hem de Selahattinler,
Figenler, Leylalar, Ayşeler, Nazmiler özgür olacaktır.
İktidara bir çağrı yapıyorum:
Demokratik dönüşüme duyarlı bir hale gelin.
Kürtlerin hakkını ve hukukunu
teslim edin diyoruz.
Demokrasi sadece Kürtler için değil
Türkiye’de yaşayan herkes içindir.”
CHP lideri Özgür Özel’in
Newroz mesajına da dikkat çekmek gerekiyor:
“Bilin ki; kendi siyasi menfaati için
bu milleti bölen, kutuplaştıran
düşmanlaştıran kim varsa
o sizden değil, zalim Dehak’lardan yanadır.
Bir yıl önce, 19 Mart 2025’te yapılan
sivil darbe yalnızca
CHP’ye karşı yapılmamıştır.
Bu ülkenin barışı ve çok partili
demokratik sistemi hedef alınmıştır.
Bu darbeyle; Kürtlerin belediye meclislerinde
kendi kimlikleriyle temsil edilmelerini
suç sayan Kent Uzlaşısı davaları hala sürmekte,
kayyım uygulamaları hala devam etmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi; eşitliğin, adaletin
ve çok partili siyasi rekabetin sonuna kadar
yanında durmaya devam edecek,
Kürtlerin barış umutlarının
siyasi pazarlık konusu
yapılarak heba edilmesine de
asla izin vermeyecektir.
Eşitlik içinde, onurlu yurttaşlar olarak
bu ülkede hep beraber yaşayacağız!
Bizim baharımız, bizim Newroz’umuz budur!
Ramazan orucu, komşusu açken tok yatmayı
reddeden bir inancın ifadesidir.
Komşusu ağlarken gülen,
kardeşi zulüm ve bombardıman altındayken
mutluluk naraları atanlar
bu irfana sahip değildir.
Suriye’deki Kürtlerin gözyaşına gülen,
acısına sevinenler de bizden değildir.”
Tüm bu mesajlarda öne çıkan
demokrasi, barış,
hukuk ve eşitlik dilekleri,
Erdoğan-Bahçeli ikilisinin dikkatine ulaşıyor mu?
Saray rejimi, bu taleplerin gereğini yapabilecek mi?
