Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, partisinin Bolu’da gerçekleştirdiği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine gönderdiği mesajda, “Bir avuç insanın iktidarını tarihe gömeceğiz ve Türkiye, geçim derdi nedir bilmeyen, gelecekten kaygı duymayan, mutlu ve özgür insanların ülkesi olacak” şeklinde ifadelerde bulundu.
İmamoğlu, serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 95’incisini Bolu’da düzenledi.
Bolu İl Başkanı Tahsin Mert Karagöz, Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Marmara Cezaevi’nden mitinge gönderdiği mektubu paylaştı. Mektupta İmamoğlu şu şekilde seslendi:
“Değerli Bolu halkı… Kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, ateş gibi gençler, güler yüzlü çocuklar… Her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Mübarek Ramazan’ın içimizi sevgi, sabır ve hoşgörüyle doldurmasını temenni ediyorum. Evlerinize, işlerinize bereket getirmesini diliyorum. Bugün burada bizleri bir araya getiren, örgütümüzün güçlü ve kararlı duruşunu temsil eden Bolu İl Başkanımız Tahsin Mert Karagöz’e ve tüm örgütümüze verdikleri kararlı mücadele için içten teşekkür ediyorum.”
“Kendini millete zorla dayatan bir hükümet var iş başında”
Sevgili kardeşlerim; yaşadığımız ya da tanık olduğumuz ihmaller ve haksızlıklar karşısında, çoğumuz “Nerede bu devlet?” diye haykırmışızdır. Eğer devletimizin hukukun sınırlarını aştığını ve milletin emrinde olmadığını gözlemlersek, bu durumu sorgulamak ve itiraz etmek hakkımızdır. Çünkü bizler, bu ülkenin 86 milyon vatandaşıyız ve devleti yönetme yetkisini kullananlar, hadlerini bilmekle yükümlüdür. Ancak bugün, hukuk dışı hareket etmeyi kural haline getiren ve kendini millete zorla dayatan bir hükümet iş başında. Bu hükümet, kendisini devletin bir kurumu olarak değil, devletin ta kendisi olarak görmektedir. Yasama, yürütme ve yargıyı, medya ile tüm toplumsal hayatı kontrol altına alma çabası içerisindedir.
“Milletin iradesinin kendilerinden başkasına yönelmesini kabullenemiyorlar”
Bu kontrol ve tahakküm arzusu, nihayetinde milli iradeyi ele geçirme hedefindedir. Bu kişiler, milletin iradesinin kendilerinden başkasına yönelmesini kabul edememektedirler. Bu nedenle, milleti baskı altında tutabilmek adına, milletin seçtiklerine zulmetmeyi tercih ediyorlar. Aylardır bizlere ve şimdi de Tanju Özcan Başkanımıza karşı uygulanan baskılar bu durumun bir örneğidir. Güç ve zenginlik hırsı, vicdanı ve sağduyuyu yitirmiş bir zihniyete işaret eder. Bu korkak ruh, bizlerle mertçe yarışmaktan kaçıyor ve kontrol ettiği yargının arkasına sığınıyor. Boluluların, Tanju Özcan’a dair görüşleri nettir; onu üç dönem milletvekili, iki kez de açık farkla Belediye Başkanı seçmişlerdir. Çünkü ona güveniyorlar. Tanju Başkan’ın, kendisi ya da birileri için değil, yalnızca millet için çalıştığını biliyorlar.
“Bu suçsa; Tanju Başkan da suçlu, ben de suçluyum, hepimiz suçluyuz”
Hükümetin herkesi daha yoksul ve güvencesiz hale getiren ekonomi politikalarına karşı, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olarak, tüm gücümüzle milletimizin yanında duruyoruz. Darda olanların, zorda kalanın ve yalnız hissedenlerin yardımına koşmak için çaba sarf ediyoruz. Biz aslında sadece görevimizi icra ediyoruz ve milletin parasını doğrudan millete aktarıyoruz. Bu ülkenin çocukları, gençleri en iyi koşullarda eğitim alabilsinler, aileleri bir nebze rahat edebilsin diye kreşler açıyor, yurtlar inşa ediyor ve burslar veriyoruz. Bunu, hiçbir ayrım yapmadan, herkese eşit şekilde gerçekleştiriyoruz. Eğer bu bir suçsa; Tanju Başkan da suçlu, ben de suçluyum, hepimiz suçluyuz. Ancak bu, bir suç değil. Bu, insana insan olduğu için değer vermenin bir gereğidir. Bu, vatanını ve milletini sevmenin bir gereğidir. Bu, vatandaşın hak ve hürriyetlerine saygı göstermek demektir.
“Bir avuç insanın iktidarını tarihe gömeceğiz”
Biz, siyaseti bu amaçla yapıyoruz. Bu ahlak ve sorumluluk anlayışıyla devam edeceğiz. Meydanlarda ve zindanlarda doğruyu söylemekten geri durmayacağız. Bu ülke için ne yapabiliriz, hangi projelerle milletimizin ihtiyaçlarını karşılayabiliriz diye çalışmaya devam edeceğiz. Herkes için adalet ve hürriyet sağlamak adına politikalar üretmeye devam edeceğiz. Çünkü biz, bu ülkenin geleceğiyiz. ‘Biz’ derken; herhangi bir kişiyi, grubu veya partiyi kastetmiyorum. Biz, haksızlığa ve zorbalığa karşı duranlarız. Kendisi için ne istiyorsa, başkası için de aynısını isteyenleriz. Biz, “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” duygusuyla yetişmiş, bu ülkenin özgüvenli, cesur ve birbirine yürekten bağlı 86 milyon vatandaşız. Bir avuç insanın iktidarını tarihe gömeceğiz ve Türkiye, geçim derdi nedir bilmeyen, gelecekten kaygı duymayan, mutlu ve özgür insanların ülkesi olacak. Her şey çok güzel olacak.
