Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılara dair açıklamalarda bulundu. Emre, “Bu saldırıyı lanetliyoruz. Özellikle bu saldırılar sonrası 200 kız öğrencinin yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntüyle takip ettik. Dünyada ‘ben başka bir ülkedeki diktatörlüğü devireceğim, otokrasiyi yıkacağım, o ülkeye demokrasi getireceğim’ anlayışıyla yapılan dış müdahalelerin hiçbirinden hayır gelmemiştir. Hepsi kan, gözyaşı ve acı getirmiştir. Milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, göçler yaşanmış ve büyük acılar çekilmiştir. Bu nedenle Türkiye olarak, İran’ın toprak bütünlüğüne saygı gösteren bir yaklaşım geliştirmeliyiz. Diplomasiden taviz vermememiz gerekmektedir. Çünkü son 20 yılda bölgemizde yaşanan pek çok olayda büyük bedeller ödedik.” dedi.
Emre, Parti Genel Merkezi’nde MYK gündemine dair açıklamalar yaptı. Partisi için yarının kritik olduğuna vurgu yapan Emre, gelecek planlarına ilişkin vaatleri paylaşacaklarını ve 20 önemli başlıkta açıklamalarda bulunacaklarını belirtti. Ayrıca politika başkanlıklarının vaatlerinin de anlatılacağını ifade eden Emre, Türkiye İttifakı’nın tüm bileşenleriyle birlikte sahaya ineceklerini ifade etti.
Türkiye’deki kutuplaşma ortamına dikkat çeken Emre, siyasi angajmanlarla sınırlı kalmadan, toplumun geniş kesimleriyle büyük bir siyasi kampanya yürüteceklerini söyledi. Tüm vatandaşları yarın düzenlenecek “Milletle Birlikte, Milletin Emrinde” etkinliğine davet etti.
“İmamoğlu hakkında açılan davalarda, hakimi değişmeyen hiçbir mahkeme kalmadı”
Emre, yerel seçimlerden bu yana iktidarın açık hedefi haline geldiklerini vurguladı ve yargının ele geçirilmesiyle gerçekleştirilen operasyonların son adresinin Bolu olduğunu dile getirdi.
Tanju Özcan’ın gözaltına alındığı operasyonun milletin iradesine yönelik olduğunu belirten Emre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “CHP’li belediyeleri silkeleyin” sözlerinin ardından operasyonların arttığını ancak iddiaların somut bir dayanağının bulunmadığını aktardı.
Ekrem İmamoğlu’na yönelik olarak, Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkladıktan sonra geçen bir yıl içinde birçok soruşturma ve dava açıldığını belirten Emre, İmamoğlu hakkında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde araç kiralama sözleşmesi nedeniyle iddianame düzenlendiğini ifade etti.
Emre, “İmamoğlu hakkında açılan davalarda, hakimi değişmeyen hiçbir mahkeme kalmadı. Bakalım İBB ana davasındaki hakimler ne kadar görev yapacak?” şeklinde sordu.
İstanbul’daki diğer tutuklu belediye başkanlarının da henüz iddianamesinin hazırlanmadığını vurgulayan Emre, iktidarın halkın gerçek sorunlarıyla ilgilenmediğini ve halkı ayrıştırdığını ifade etti.
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisine değindi
Emre, yakın zamanda 168 kişi tarafından imzalanan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göstermiş olduğu tepkileri eleştirerek, suç duyurusu sonrası ifadeye çağrılanlardan birinin Korkut Boratav olduğunu söyledi. Emre, “Milli Eğitim Bakanı’ndan daha fazla katkısı olan birini ifade vermeye çağırıyorsunuz. Ardından da ‘fikir hürriyetini güçlendireceğiz’ diyorsunuz. Korkut Hoca, 12 Eylül darbecilerinden korkmadı, sizden mi korkacak? Elbette gider ifadesini verir. Ancak içinde bulunduğumuz durum, içerideki barışın güçlendirilmesini gerektirir.” şeklinde konuştu.
1 Mart Tezkeresi’nin Meclis’te reddedilişinin 23. yılı olduğunu hatırlatan Emre, o dönemde doğru bir duruş sergilendiğini ifade etti.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına dair Emre, “Bugün 1 Mart’ın yıldönümü. O gün Türkiye’de kuvvetler ayrılığının bulunması, gücün tek elde toplanmaması için milletin meclisi, milletin sesine kulak verdi. Emperyalist bir projenin parçası olmamak adına hayır dedi. Bugün ise durum çok farklı. 1 Mart tezkeresinde hayır denilerek, yabancı askerlerin ülkemizde konuşlanmasının önüne geçilmişti. Şu anki durum, o duruşun haklılığını göstermektedir.” dedi.
Dünya genelinde kaotik bir ortamın hakim olduğunu belirten Emre, bölgenin ateş çemberi içerisinde bulunduğunu ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının şiddetli çatışmalara yol açtığını kaydetti. Emre, “Bu saldırıyı lanetliyoruz. 200 kız öğrencinin yaşamını yitirdiği haberini derin bir üzüntüyle takip ettik. Tüm ülkelerin demokratik bir hukuk devleti içinde yaşamasını arzu ediyoruz. Ancak uluslararası hukukun rafa kaldırılması ve bir egemen devlete yönelik saldırıların meşruluğu yoktur.” şeklinde konuştu.
Emre, dış müdahalelerin çözüm sağlamadığını vurgulayarak, “Bölge ülkeleri arasında demokrasi eksikliği var. Bu durum bir müdahale gerekçesi olamaz. Özellikle müzakerelerin sürdüğü bir dönemde saldırılar, büyük çatışma ortamının habercisidir.” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü hatırlatarak, bu yaklaşımın izlenmesi gerektiğini ifade etti.
“Hangi rakama itibar edeceğiz?”
Ekonomideki erozyona dikkat çeken Emre, Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun Suriye’ye yapılan ithalat ve ihracat verileri arasında çelişki olduğunu belirtti. Emre, “Hangi rakama itibar edeceğiz? Bu verilerin kaynağı nedir? Bu farklılık neden var? Bunların açıklığa kavuşması gerekir.” dedi.
İstanbul Valiliği’nin aldığı kararla Göktürk Kemerburgaz hattında ve Maltepe sınırında deniz sondaj kuyularından çıkarılacak suyun 9 yıl boyunca ticari amaçla işletilmesini eleştiren Emre, “Valilik bu suyu kaç paraya satmayı planlıyor? 23 milyon 813 bin lira, yani İstanbul’da bir daire parası. Bunların hepsini görüyoruz. CHP olarak bunların hiçbirine izin vermeyeceğiz. CHP iktidarında kamunun hakkını koruyacağız.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de 43 milyon kişinin bankalara borcu olduğunu ve kişi başına düşen borç miktarının 130 bin lirayı aştığını kaydeden Emre, ilk 20 şirketin borcunun 2 trilyon lirayı aştığını belirtti. Bireysel kredi kartı borcunun 6 trilyon liraya ulaştığını aktaran Emre, dış borcun AKP döneminde 130 milyar dolardan 564 milyar dolara çıktığını ifade etti. Çiftçinin toplam borcunun 15 milyar dolara ulaştığını vurgulayan Emre, “Ocak ayında 516 bin kişi işini kaybetti. Cevdet Yılmaz, bu ülkenin çiftçisine, emeklisine sorsun; borcu artmış mı azalmış mı?” dedi.
“Evde oturan genç, bizim iktidar dönemimizde olmayacak”
Türkiye’de 100 gençten 29’unun ne eğitimde ne de istihdam



