Türkiye’nin de dahil olduğu 19 ülkenin Dışişleri Bakanları, Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü genişleten kararları güçlü bir şekilde kınadı. Yapılan açıklamada, bu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu ifade edildi.
Türkiye Cumhuriyeti, Brezilya, Danimarka, Endonezya, Fransa, Filistin, Finlandiya, İspanya, İsveç, İrlanda, İzlanda, Katar, Lüksemburg, Mısır, Norveç, Portekiz, Slovenya, Suudi Arabistan ve Ürdün Dışişleri Bakanları, 23 Şubat 2026 tarihinde ortak bir bildiri yayımladı.
Yapılan açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki “hukuka aykırı kontrolünü genişleten” bir dizi karar aldığı belirtilerek, bu değişikliklerin Filistin topraklarını İsrail’in “devlet arazisi” olarak yeniden sınıflandırdığı, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırdığı ve İsrail idaresini daha da derinleştirdiği vurgulandı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“İsrail’in son zamanlarda aldığı, Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü genişleten kararları en güçlü şekilde kınıyoruz. Bu değişiklikler, Filistin topraklarını İsrail’in sözde “devlet arazisi” olarak yeniden sınıflandırmakta, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırmakta ve İsrail idaresini daha da derinleştirmektedir. İsrail’in yasa dışı yerleşimleri ve bunları destekleyen kararlarının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin önceki kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 tarihli İstişari Görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun bariz bir ihlali olduğuna dair net bir görüşe sahibiz. Bu kararlar, sahadaki durumu değiştirmeyi ve kabul edilemez fiilî ilhakı ilerletmeyi hedefleyen bir gidişatın parçasıdır.
Ayrıca, Gazze için 20 Maddelik Plan da dahil olmak üzere bölgede barış ve istikrara yönelik çabaların zayıfladığı ve anlamlı bir bölgesel entegrasyon umudunu tehdit ettiği ifade edildi. İsrail Hükümeti’ne, bu kararları derhal geri alması, uluslararası yükümlülüklere uyması ve işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki ve idari statüsünde kalıcı değişikliklere yol açacak adımlardan kaçınması çağrısında bulunuldu. Bu kararlar, E1 projesinin onaylanması ve ihalesinin yayımlanmasının ardından İsrail’in yerleşim politikasında hızlanmanın bir sonucudur. Bu tür eylemler, Filistin Devleti’nin yaşayabilirliğine ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik açık bir tehdit oluşturmaktadır. 1967’den bu yana işgal altında bulunan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tüm tedbirleri reddettiğimizi yinelemek isteriz. Her türlü ilhaka karşı duruyoruz.
“İsrail’e, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine son vermesi çağrısında bulunuyoruz”
Batı Şeria’daki tırmanış karşısında İsrail’e, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine son vermesi ve sorumluları hesap verebilir kılması yönünde çağrıda bulunuyoruz. Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine, zorla yerinden etme politikalarına ve ilhak tehditlerine karşı uluslararası hukuka uygun somut adımlar atma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Tarihe dayanan Haşimi himayesinin özel rolünü kabul ediyor; mübarek Ramazan ayında Kudüs ve kutsal mekânların tarihi ve hukuki statüsünün korunmasının önemini vurguluyoruz. Bölgesel istikrar için tehdit oluşturan Kudüs’teki statüko ihlallerini kınıyoruz. Bakanlar, İsrail’in Filistin Yönetimi’ne ait alıkonulan vergi gelirlerini derhal serbest bırakması çağrısında bulunuyor. Paris Protokolü uyarınca, bu gelirler Gazze ve Batı Şeria’daki Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.
4 Haziran 1967 sınırları temelinde, Arap Barış Girişimi ve ilgili BM kararları doğrultusunda, Ortadoğu’da iki devletli çözüme dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışa ulaşma konusundaki bağlılığımızı yinelemekteyiz. New York Bildirisi’nde de ifade edildiği gibi, İsrail-Filistin ihtilafının sona erdirilmesi, bölgesel barış, istikrar ve entegrasyon için gereklidir. Bölge halkları ve devletleri arasında bir arada yaşama ancak bağımsız, egemen ve demokratik bir Filistin Devleti’nin kurulmasıyla mümkün olacaktır.” (ANKA)
