1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Yalnız Değilsiniz: Sanatın Evrensel Vicdanı

Yalnız Değilsiniz: Sanatın Evrensel Vicdanı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Bir zamanlar Cannes Film Festivali”nde Nuri Bilge Ceylan büyük ödül alırken “Benim güzel ve yalnız ülkeme” dediğinde bu sözlerimiz hoşumuza gitmişti. Ülkemiz kötü değildi, elbette. “Güzel”di, özellikle de Trumpgiller gibi güç sahipleri buyur edip kucaklamadığında, NATO müdahale etmediğinde, İncirlik’ten uçaklar havalanmadığında, yabancı sermaye rant peşinde koşmadığında, köprüler ve yollar çürük yapılarla kaplanmadığında, yalnızdık!

Berlin Film Festivali’nde ise, iki yönetmenimiz İlker Açıkgöz ve Emin Alper büyük ödüllere layık görüldü. Emin Alper, “film şeridi” gibi bir konuşma gerçekleştirdi. Elbette, onu sevmeyenler ya da tek bir filmini izlememiş olanlar, adını andığı insanlardan ve halklardan hoşlanmayanlar, onları ezenler veya hapse atanlar bu konuşmadan memnun kalmayabilir. Ancak, bu görüşü paylaşmayanlar da var. Bazılarına göre ise onun görüşleri “yetersiz”di!

Berlin Film Festivali, “politik konuşmalar” üzerine engellemeler ve tartışmalarla başlamıştı. Hindistan’dan bir “evrensel vicdan” olarak bilinen Arundhati Roy, özellikle “Gazze vicdansızlıkları” nedeniyle festivalden çekildi. Sevdiğim birçok filme imza atan Wim Wenders ise “sanatçı siyasetin dışında kalmalı” şeklinde bir açıklama yaparak filmlerine gölge düşürdü.

Emin Alper, bir bakıma Roy’un vicdanını dile getirdi ve Wenders’in ikiyüzlülüğünü aştı.

Dünyanın, bölgemizin, “güzel ve yalnız ülkemiz”in ve insanlarının günümüzdeki durumunda, illa ki politik filmler yapmanız veya siyasi eserler üretmeniz gerekmiyor; ancak kamerayı döndürürken, parmaklarınızı klavyede gezdirirken ya da bir şarkıyla bizlere hitap ederken, insanlığın ve dünyanın haline kayıtsız kalmanız da gereksizdir.

Bu ülkede, iktidar ve sermaye yanında durarak hazırola geçen “sanatçılar, gazeteciler ve sporcular” var. Örneğin, deprem konutları propagandası… İmar afları ve kayıtsızlıklarla deprem sonrası çürük zemin üzerine çürük yapılar inşa edilmesine katkı sağlayanların eteğine koşarak, sanki 50 binden fazla ölü geri getirilmiş gibi gülümseyenler mevcut.

Emin Alper, bu nedenle sadece ülkemizin, insanlığımızın ve vicdanımızın değil, “evrensel vicdan ve sanat”ın da yüz akı bir konuşma yaptı. Elbette birçok isim, yer ve vicdansızlık sıralarken unutulanlar olmuştur. Ben de bu noktada bazılarını hatırlamayabilirim.

Ancak onun yaptığı ve söyledikleri; “güzel ve yalnız ülkem”in muğlak romantizminin çok ötesinde, gerçekçilikti! İsterseniz bunu “sanatçının gerçekçiliği” olarak adlandırın. “Bir zamanlar yalnız” ifadesine karşılık tekrar tekrar dile getirdiği “yalnız değilsiniz” vurgusu, elbette yalnız bırakılanların yalnızlığını ortadan kaldırmayabilir, fakat bu, “evrensel bir vicdan”ın sesidir.

Bu sesi, birçok şeyi göze alarak, dünyanın dört bir yanında, beklenmedik ülkelerde haykıranlar var. Sokaktaki insanlar, bazı siyasetçiler ve sanatçılar bu sese katılıyor.

Küba’dan Gazze’ye, Rojava’ya, İran’a, Sudan’a… Silivri’den kadın koğuşlarına, Edirne’ye “yalnız değiliz” gibi görünen ama yalnızlaştırılmaya çalışılan insanlar var. “Yalnızlık” çemberinde kaybolan kadınlar, yok edilen çocuklar, hayata dayanamayarak gidenler mevcut. Her gün, sadece hayatta kalmanın ötesinde, o gün ayakta kalabilmek için mücadele edenler var.

Bu nedenle, “güzel ve yalnız ülke” acı çekenlere, acı çektirilenlere en azından “Yalnız değilsiniz” diyerek sesini yükselten biri olmalı. Bu kişi, iyi filmler yaparken “güçlülerin şöhretli hempası” olmamalıdır. Emin Alper bu duyarlılığı sergiledi, bunu yapabildi… Herkesin yapabileceği, söyleyebileceği, haykırabileceği şeyler var.

Emin Alper, konuşmasının sonunda “yakında üç yaşına girecek kızı”na doğum günü hediyesi olarak “Gümüş Ayı Ödülü”nü takdim etti. Kızı, babasının bu ödülüyle çok mutlu olacak. Ancak biraz büyüdüğünde, ödülden daha önemli olan babasının sözleriyle gurur duyacak.

Bu durum elbette böyle olmalı. Bu ülkede, çocukların vicdanları ve mücadeleleriyle gurur duyacak anneler ve babalar var. Çocuklarının vicdanlarıyla, mücadeleleriyle; son nefeslerinde bile gurur duyan, duyacak olan ebeveynler de mevcut. Umarım unutanlar, hayatın detayları arasında bu “esas”ı göz ardı edenler hatırlayabilir!

Aslında “en yalnız” olduğumuz anlarda bile yalnız değiliz… Tarih, vicdanın ve insan mücadelesinin sürekliliği var. Hem de tüm olumsuzluklara rağmen, o insanlarla aynı zamanı ve hayatı paylaşmanın da bir ayrıcalığı var!

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Yalnız Değilsiniz: Sanatın Evrensel Vicdanı
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.