DİSK/Dev Maden-Sen, Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan yeraltı demir madeninin kapatılması ve 220 madencinin işten çıkarılmasına dair bir rapor hazırlayarak kamuoyuyla paylaştı. Raporda, şirketin zarar etmesi gerekçesiyle madenin kapatılmasının gerçekleri yansıtmadığına vurgu yapıldı ve yeraltı demir madeninin yeniden faaliyete geçirilmesi, işçilerin ise işbaşı yapması çağrısında bulunuldu.
Hazırlanan raporda, özelleştirme sonrası Divriği’deki madencilik faaliyetlerinin kamusal bir üretim alanı olmaktan çıkarılarak kâr odaklı ve maliyet düşürmeye dayalı bir yapıya dönüştüğüne dikkat çekildi. Taşeronlaşma ve esnek istihdam uygulamalarının iş güvencesini ortadan kaldırdığı ve çalışma koşullarını zorlaştırdığı ifade edildi.
Raporda, OYAK’a bağlı Erdemir Maden (ERMADEN) ile taşeron şirket Çiftay tarafından “küçülme” gerekçesiyle başlatılan işten çıkarmalar sürecinin 10 Ekim 2025’te 18 işçinin işine son verilmesiyle başladığı belirtildi. İşçilerin 23 Ocak tarihine kadar fiilen bekletildiği, ardından 31 Aralık 2025 tarihiyle geriye dönük olarak SGK’ya bildirildiği, toplamda 220 işçinin iş akdinin feshedildiği kaydedildi.
“Karar, kamusal üretim anlayışının tasfiyesi anlamına geliyor”
Yeraltı demir madeninin kapatılmasının sadece bir işletme kararı olmadığı ifade edilen raporda, bu kararın Divriği’de 100 yılı aşkın süredir süregelen madencilik faaliyetlerinin ve kamusal üretim anlayışının sona ermesi anlamına geldiği vurgulandı. Ayrıca, yeraltı madeninde bant yolunun çalıştığı, su pompalarının aktif olduğu ve bazı sahalarda patlatmaya hazır üretim bloklarının bulunduğu belirtilerek, mevcut rezerv ve altyapı ile kapatma kararının teknik değil yönetsel bir tercih olduğu öne sürüldü.
Raporda, Divriği demir madenlerinin Türkiye’nin yüksek tenörlü demir cevheri ihtiyacında stratejik bir öneme sahip olduğu belirtildi. Türkiye’nin yıllık 16,5 milyon tonluk yüksek tenörlü demir cevheri ihtiyacının yaklaşık 6 milyon tonunun yurt içinden karşılandığı, bunun 2,25 milyon tonluk bölümünün Sivas-Divriği sahalarından sağlandığı ifade edildi.
“‘Zarar’ gerekçesi gerçeği yansıtmıyor”
Sendika, OYAK Maden Metalürji Grubu’nun 2024 yılında 8,5 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirdiğini ve ürünlerin yüzde 19’unu 42 ülkeye ihraç ettiğini belirterek, “zarar” gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Raporda, şu ifadeler yer aldı:
“İthal demir cevheri fiyatları ile yerli üretim maliyetleri karşılaştırılırken yalnızca liman teslim fiyat esas alınmaktadır. Oysa ithal cevher, navlun, iç nakliye, stoklama ve kur riski gibi ek maliyetler içermektedir. Yerli üretimde ise rezerv ve patlatmaya hazır bloklar mevcutken üretimin düşürülmesi, sabit giderlerin ton başına yükselmesine neden olmakta, bu da ‘zarar’ algısını yaratmaktadır. Bu durum teknik bir zorunluktan değil, üretim planlamasından kaynaklanmaktadır. Yeraltı demir madeninin kapatılması, ülkenin ithalata bağımlılığını artıracak ve cari açık ile tedarik güvenliği açısından ciddi riskler doğuracaktır.
“Divriği halkı ve işçileri işsizliğe ve geleceksizliğe terk edilemez”
Divriği demir madenciliği, kuşaklar boyunca madende çalışan işçilerin emeği ve Divriği halkının ödediği bedellerle Türkiye ekonomisinin can damarı olmuştur. Divriği’nin kaynaklarını kullanarak zenginleşen şirketler, küçük bir dalgalanmayı gerekçe göstererek yılların emeğini ve bu kentin geleceğini gözden çıkaramaz. Divriği halkı ve işçileri işsizliğe ve geleceksizliğe terk edilemez.
Raporda, yeraltı demir madeninin kapatılması kararının geri çekilmesi, işten çıkarılan tüm işçilerin işe iade edilmesi ve üretim ile istihdamın kamusal denetim altında sürdürülmesi talep edildi.
Divriği’de belediye, siyasi partiler, esnaf odaları ve sivil toplum kuruluşlarının işçilere destek verdiği belirtilirken, bazı Sivas milletvekillerinin de konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdığı ifade edildi. Raporda, yeraltı demir madeninin yeniden faaliyete geçirilmesi ve işçilerin iş başı yapması çağrısında bulunuldu. (ANKA)
