1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Bener Karaçor’un Büyülü Romanında Yarım Kalmak

Bener Karaçor’un Büyülü Romanında Yarım Kalmak

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bener Karaçor’un Düşbaz Yayıncılık tarafından yayımlanan “Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar”, Yarım Sonlar Atlası serisinin ilk kitabı olarak okuyucularla buluştu. İbrahim Selim’in YouTube programlarının baş editörü olarak bilinen Karaçor, bu kez büyülü gerçeklik unsurları barındıran bir romanla karşımıza çıkıyor.

Karaçor, büyülü gerçekçiliği “imkânsızı mümkün kılmak” olarak tanımlamaktansa, “sıradan olanın içine küçük bir çatlak açmak” şeklinde ifade ediyor. Ona göre bu çatlak yoksa gerçeklik “fazla düz” kalıyor. Romanda yer alan üç gözlü, kırmızı şapkalı kedi gibi mitolojik unsurlar, hikâyeye itiraz eden ve sorgulayan bir akıl rolü üstleniyor.

“Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar”, mutlu son fikrini bilinçli olarak dışarıda bırakıyor. Yazar, “iyi hissettiren değil, yerini bulan” sonların peşinde koşuyor. Anadolu mitolojisindeki gibi, kahraman ölse bile hikâye tamamlanıyor; çünkü önemli olan sonun büyüklüğü değil, karakterin kendi gerçekliğine sadık bir kapanışa ulaşması.

Bener Karaçor ile bir araya geldik ve “Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar” kitabını, bu büyülü ve tuhaf dünyanın nasıl kurulduğunu konuştuk.

Bener Karaçor (solda) ve Ebru D. Dedeoğlu

– “Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar”, ilk romanın. Yayımlandığı gün listelerde bir numara oldu. Nasıl hissediyorsun?

İlk romanımın yayımlandığı gün listelerde bir numara olması hâlâ bana gerçek dışı geliyor. Çok teşekkür ederim. Bu durum, hem gururumu okşuyor hem de omzuma ciddi bir sorumluluk getiriyor. Heyecanlıyım, minnettarım ve biraz da şaşkınım.

“Yeni bir alın yazısı dışında her şeyi yazıyorum”

– Editör, senarist, metin yazarı… Seni tanımak istiyorum. Bener Karaçor kimdir?

Ben kimim? Bu soruyu insanları rahatsız etmeden cevaplayabilenlere hayranım. Ankara’da doğdum, tek çocuğum. Bu bilgi ileride önemli olacak. On yıl bankacılık yaptım ve bu dönem aklıma geldikçe mideme kramp giriyor. Ardından yazmaya geçtim. 2019’da iki senaryo yazdım. Hayatımı bu alandan kazanabileceğime karar verip istifa ettim. Ama hayatın sürprizlerle dolu olması sebebiyle pandeminin ortasında kaldım. Kariyer yapmak istediğim sektör kapandı. Ancak tek çocuk olmanın avantajı bana yalnız kalmaya, kendi kendime oyalamaya ve kafamın içinde yaşamaya alışık olmamı sağladı. Şu an hayatımı sadece yazarak kazanıyorum. Program editörlüğü yapıyor, senaryo, podcast, lansman ve reklam metinleri yazıyorum. Şimdi de bir kitap yazdım. Yani yeni bir alın yazısı dışında her şeyi yazıyorum.

– Romanı okurken, farklı düşündüğünü ve komik bir yanının olduğunu hissettim…

Farklı düşünüp düşünmediğimi bilmiyorum. Ancak çocukluğumun bunda etkisi var. 90’larda büyüdüm. Evet, bir 90’lar güzellemesi. Ancak analog bir dünyadan dijitale geçmek, insana farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Bilgi sınırlıydı. Beklemek zorundaydık ve bu süre zarfında hayal kuruyorduk. Can sıkıntısı bir kriz değil, oyun alanıydı. Gerçek dediğimiz şey daha esnekti. Her şey bu kadar ölçülebilir ve net değildi. Hayat, uydurma gerçekliğimize de yer açıyordu. Bu nedenle her şeyin mümkün olabileceğine inanarak büyüdüm. Romanımda da gerçekliği olduğu gibi kabul etmek yerine onunla oynamak istedim; çünkü bana hâlâ tek katmanlı bir dünya fikri yeterli gelmiyor.

– O zaman klasik soruyu soruyorum: Romanın başkahramanı Atlas sen misin?

Evet, Atlas benim. Ama tamamen değil.

– Kitabın ilk cümlesi benim yıllardır üzerinde düşündüğüm bir soru: “Siz hiç intihar etmeyi düşündünüz mü?” Bu çok insani ve korkutucu. Sanki kendimize bile itiraf edemediğimiz düşüncelerle dans ediyorsun. Romanın kurgusunu nasıl oluşturdun?

O cümleyi bir itiraf değil, bir dürüstlük alanı olarak düşündüm. En korktuğum şey, romantik bir jest gibi algılanmasıydı. Bu yüzden meseleyi büyütmek yerine yerli yerine oturtmak istedim. O düşüncenin ne kadar insani ve eşik bir hal olduğunu göstermek istedim. Roman bir eşiğin aşılmasıyla başlıyor. Atlas o kararı vermiş ve o sınırı geçmiş. Biz onun son bilinç anlarına tanıklık ediyoruz. Beden susmaya yaklaşırken zihin hâlâ çalışıyor ve bu zihin, bize dönüp soruyor: “Siz hiç bu eşiği geçmeyi düşündünüz mü?” Ancak hikâye o sınırda kalmıyor. Roman, biraz da ölümle burun buruna gelmiş bir zihnin başka hayatlara alan açmasını anlatıyor. Beden susmaya yaklaşırken kurduğu dünyalar ondan bağımsız bir şekilde var olmaya başlıyor. İnsanlık olarak bir ölümsüzlük idealimiz var ve bunu yalnızca bedenle sınırlamak zorunda olmadığımızı yüzyıllardır biliyoruz. Atlas’ın yaşadığı şey yeni bir keşif değil; o eşiğe gelince bunu bir kez daha fark etmek. Kendi sonuna yaklaşırken bizden bağımsız yaşamaya devam eden bir şey bırakabilmek… Belki de ölümsüzlüğe en çok orada yaklaşıyoruz. Romanın kalbi de tam orada atıyor.

“Dünya tek bir mantıkla işlemiyor, hayat beni bu konuda fazlasıyla ikna etti”

– “Karbon Başlangıçlar”da dünya tek bir mantıkla işlemiyor. Başarısız intihar girişimi, ölüm, pek de parlak olmayan yazarlık kariyeri, masal, hastalık ve çocukluk aynı düzlemde duruyor. Merak ediyorum, bize gerçek diye sunulan dogmalar seni ikna etmiyor mu?

Dogmalarla özel bir bağım yok; ne de kavgam var. Zira on yıl bankacılık yapıp, ardından yaşanan bunca şeye rağmen hâlâ bu ülkede yaşıyorsam, asi bir rock star olmadığım ortada. Ama şunu biliyorum: Dünya tek bir mantıkla işlemiyor. Hayat beni bu konuda fazlasıyla ikna etti. “Karbon Başlangıçlar”da farklı düzlemlerin yan yana durması bilinçli bir tercih. Çünkü gerçek dediğimiz şey zaten böyle işliyor. Aynı insan, hem trajik bir şey yaşayabiliyor hem de aynı gün markette indirim kovalayabiliyor. Masal, hastalık, ölüm ve çocukluk aynı evde oturabiliyor. Romanı daha “asi” olsun diye değil, daha dürüst olsun diye böyle kurguladım. Tek bir açıklama, mantık veya doğruluk bana hep fazla sade geldi. Belki dogmalar beni ikna etmiyor; sadece hayatın kendisi daha karmaşık.

“Belki ‘yarım’ olmak bir kusur değil, bulunduğumuz yerin doğal sonucu”

– Romanın ana karakteri Atlas’ın karşısına çıkan yalnızca yarım kalmış karakterler değil; yarım kalmış ihtimaller de var. Bu “yarım” hali, dönemimizin sorunu diyebilir miyiz?

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Bener Karaçor’un Büyülü Romanında Yarım Kalmak
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.