Yazmak ve konuşmak konusundaki yorgunluğumuzu dile getiriyoruz, ancak CHP, her geçen gün yeni bir skandalla karşımıza çıkmaktan vazgeçmiyor.
Bir gün, ilçe belediye başkanına hakaretler yağdıran tutumu, diğer gün ise 16 yaşındaki bir kıza taciz iddiasıyla tutuklanan belediye başkanıyla gündemi gereksiz bir olumsuzlukla meşgul ediyor.
Bu durumlar yetmezmiş gibi; deprem bölgesinde yaptıkları hizmetleri 50-100 çöp konteyneri ile öne çıkararak, üç yıl içinde tamamlanan 455 bin konut ve işyerini lekelemeye çalışıyorlar.
Henüz daha bitmedi…
Önceki gün, Anayasa’nın 106. maddesi gereği yemin etmesi gereken Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yemin etmesini engellemek için ‘teamül dışı’ provokasyonlar gerçekleştiriliyor.
Protesto, demokratik bir hak olarak kabul edilir.
Ancak, kürsüyü işgal etmek ve bakanlara fiziksel saldırıda bulunmak, demokratik bir hak değil, yasadışı bir eylem olarak öne çıkıyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in üzerine yürüyen CHP’li Mahmut Tanal’ı durdurmaya çalışan AK Parti’li Osman Gökçek de Tanal’a fiziksel saldırıda bulunuyor.
Bu durum istenmeyen görüntülerin ortaya çıkmasına neden oluyor.
Bir milletvekilinin ceketi yırtılıyor, ayakkabıları çıkıyor.
TBMM, zaman zaman dünya basınında ‘Tayvan Meclisi’ne benzer görüntülerle anılıyor.
Bu durum, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın TBMM’de verdiği Gazze mesajının ertesi gününde yaşanan kavga görüntüleriyle de benzerlik gösteriyor.
Siyasetçilerin kabiliyeti, dilleriyle ifade etmeleri gerekirken, yumrukların yarıştığı bir noktaya gelinmesi ve kendi partisinin belediye başkanına küfredilmesi, siyasetin dip noktalarına inmekle eşdeğerdir.
Son bir haftada tanık olduğumuz olaylar, bu durumun bir göstergesi. Daha geriye gitmeye gerek yok.
Bir hafta içinde yaşanan bu kadar olumsuzluğun nedenini sorguluyorum.
CHP, bu skandallar sayesinde seçmenlerde iktidara gelebilecek bir umut oluşturabilir mi?
Kesinlikle hayır…
Bu tür skandallar, ‘ülkeyi yönetme iradesi CHP’dedir’ algısını oluşturmaz.
Peki, neden böyle bir yol izliyorlar?
Bir skandalı başka skandallarla örtmek amacıyla olabilir…
Görele Belediye Başkanı’nın tacizden tutuklanması, muhalif basında CHP’li olduğu gizlenerek servis ediliyor.
Özgür Özel’in çeşitli tahminlerle gündeme gelen ‘skandal mesajları’ yeterince tepki çekmeyince, meclisi karıştırma stratejisi devreye girmiş olabilir.
Çivi çiviyi söker misali, Özgür Özel’e ve partisine zarar verebilecek sorunlu konuları gündemin dışına itmeye çalışıyorlar.
Her ne sebeple olursa olsun, ortaya çıkan manzara oldukça açık ve net.
CHP, çamura saplanmış bir durumda, bu durumdan kurtulamıyor.
Freni boşalmış bir kamyon gibi şarampole doğru yuvarlanıyor.
Ancak, bu olanların bedelini ülke ödüyor.
Ülkede yapılan olumlu işler kamuoyunda yeterince yer bulamıyor.
Vatandaşın gerçek sorunları ve çözümleri üzerine tartışmalar yeterince yapılmıyor.
KABİNE’YE YENİ KAN
Önceki gece Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararları doğrultusunda Adalet ve İçişleri bakanları değişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Akın Gürlek’i Adalet Bakanlığı’na, Mustafa Çiftçi’yi ise İçişleri Bakanlığı’na atadı.
Diğer değişimlerin de olabileceği konuşuluyor.
Bu değişimleri nasıl değerlendirmek gerekir?
Aynı gece İçişleri ve Adalet bakanlarının değişmesi, İstanbul’da yolsuzluk, uyuşturucu, yasa dışı bahis gibi konularda gerçekleşen operasyonların 81 ilde koordineli bir şekilde genişleyebileceği ihtimalini doğuruyor.
Kabinedeki bu değişimin etkisi, önümüzdeki günlerde İstanbul’dan farklı şehirlere yayılan operasyonların artacağını düşündürüyor.
SIFIR ATIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUK
Salı günü Sıfır Atık Vakfı tarafından Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde düzenlenen ‘COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nın Gaziantep Sonuç Konferansı’na katıldım.
Konferans, hem yerel hem de ulusal düzeyde umut verici mesajlar içeriyordu.
Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla başlatılan bu süreç, ‘Yerelden Ulusala İsraf ve Atık’ temasıyla 81 ilde devam ediyor.
Gaziantep ayağında, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Çevre Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin gibi isimlerin katılımıyla güçlü bir irade sergilendi.
Konferansta dikkat çeken konulardan biri, Gaziantep’e özgü Sıfır Atık Hedef Belgesi’nin kamuoyuna açıklanmasıydı.
Kentteki iyi uygulama örnekleri paylaşıldı; bu örnekler, sadece atık yönetimini değil, tarımdan sanayiye, eğitimden belediye hizmetlerine kadar geniş bir dönüşüm potansiyelini gözler önüne seriyor.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş’ın konuşması ise konferansın ruhunu özetliyordu.
Ağırbaş, “COP31, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük uluslararası etkinliği olacak. 197 ülkenin katılımıyla, 100 binden fazla insanın bir araya geleceği bu zirve, Antalya’da düzenlenecek ve küresel iklim diplomasisinin kalbi Türkiye’de atacak” ifadelerini kullandı.
Samed Ağırbaş’ın vurguladığı gibi, Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonluğu tanımı değişiyor; daha adil, kapsayıcı ve etkili bir katılım hedefleniyor.
Dijital Koordinasyon Merkezi’nin devreye girmesiyle, dünyanın dört bir yanından paydaşlar sürece online katkı sağlayabilecek.
Türkiye, ‘dünyanın zirvesi’ mesajını güçlü bir şekilde veriyor.
Bu çalıştaylar ve konferanslar, COP31’e giden yolda sadece bir hazırlık değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümünü de ifade ediyor.
Gaziantep’in ortaya koyduğu irade, yerelden başlayarak ulusala ve küresel ölçekte sıfır atık kültürünün mümkün olduğunu kanıtlıyor.
Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan bu hareket, artık sadece bir proje değil; geleceğe bırakacağımız değerli bir miras haline geliyor.
2026 Kasım’ında Antalya’da buluşacak dünya, Türkiye’nin bu vizyonundan çok şey öğrenecek.
Sıfır atık, artık bir tercih değil; zorunluluk. Ve Türkiye, bu zorunluluğu fırsata çevirmekte kararlı.




Yorumlar kapalı.