DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, katıldığı Sözcü TV canlı yayınında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Bakırhan, 27 Şubat tarihinde yapılan çağrılarla ilgili olarak, bu süreçlerin sadece belirli bir coğrafyayı değil, tüm Kürtleri kapsadığını savunmadıklarını ifade etti. “Yapılan 27 Şubat çağrısında, bu süreç bütün coğrafyadaki Kürtleri ilgilendiriyor diye bir şey çıkmadı” şeklinde konuştu.
27 Şubat 2025’te, DEM Parti İmralı heyeti, terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ı üçüncü kez ziyaret ederek, Öcalan’ın mesajını kamuoyuyla paylaşmıştı. Bu mesajda, MHP lideri Devlet Bahçeli ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür edilerek, “Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın. Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” söylemleri yer alıyordu.
Bakırhan, yaptığı açıklamalarda dikkat çeken ifadeler kullandı:
“Öncelikle şunu söyleyeyim: Halep, Suriye’nin bir kenti. Farklı inançların ve kimliklerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı, stratejik bir öneme sahip bir kenttir.”
Bakırhan, SDG’nin Suriyeli bir örgüt olduğunu belirtirken, Şara Hükümeti’nin de orada yönetimde bulunduğunu vurguladı. “Şara konuşursa Suriye’nin geçiş sürecindeki devlet başkanı olduğunu anlarsınız. Mazlum Abdi konuşursa, SDG’nin yöneticisi olduğunu kabul edersiniz” dedi.
“FİDAN’IN HER SEFERİNDE SURİYE’NİN BİR BAKANI GİBİ KONUŞMASI ANLAŞILIR DEĞİL”
Bakırhan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Suriye ile ilgili yaptığı açıklamaların, Suriye hükümetinin bir bakanı gibi olduğunu ifade etti ve bu durumun anlaşılır olmadığını belirtti.
“Şara ile SDG yöneticileri otursun, başta Halep meselesi olmak üzere Kürtlerin orada ne istediğini müzakere etsinler” diyen Bakırhan, Fidan’ın sürekli tehditkar bir dil kullandığını ve güç kullanımı konusunun belirsiz olduğunu dile getirdi.
“KİMSENİN YERİNDEN EDİLMESİNE, GÖÇ ETMESİNE GEREK YOK”
Halep’teki sorunların çözülmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “Suriye’deki bu mesele artık çözülsün. Hemen yanı başımızda, sınırımızda bizi üzen bir durum var” dedi.
Çözümün kolay olduğunu ve kimsenin yerinden edilmesine gerek olmadığını belirten Bakırhan, “Suriye’deki tekçi yönetim anlayışının değişmesi gerekiyor” diye ekledi.
Bakırhan, Suriye’de hala oturmuş bir rejimin olmadığını ifade ederek, “Demokratik mi olacak, kapsayıcı mı olacak? Anayasa değişikliğiyle tüm inanç ve kimliklerin yer alıp almayacağı belli değil” dedi.
“Geçici bir hükümet var ve kayıtsız şartsız ‘silahları bırakın, teslim olun’ deniyor. Bu tehdit dili yerine, Türkiye’nin Suriye’deki meselelere nasıl katkı sunabileceğini düşünmek gerekiyor” şeklinde konuştu.
“ÖCALAN’IN ÇAĞRISINDA SDG YOKTU”
Bakırhan, 27 Şubat çağrısının Öcalan ile örgüt arasında iyi bir ilişkiyi sürdürdüğünü ancak SDG’nin bu süreçte konuşulmadığını ifade etti. “Bu çağrının tüm Kürtleri ilgilendirdiği söylenemez” dedi.
“SDG’nin de bu süreçten etkilenmesi gerektiği söyleniyor. Ama hala insanlar inanmıyor ve güvenmiyor” diyen Bakırhan, silah bırakanların kendi kamplarına geri döndüğünü belirtti.
“ORTADA HERHANGİ BİR ADIM YOK”
Türkiye’nin silah bırakılmasını istediğini belirten Bakırhan, “Silah bırakanların sosyal ve siyasal yaşama katılacağı söyleniyordu. Ama ortada herhangi bir adım yok” dedi.
Yeni bir şeyin söylenmeye başlandığını ancak bunun somut adımlara dönüşmediğini kaydetti.
“BU SÜREÇ BÜTÜN COĞRAFYADAKİ KÜRTLERİ İLGİLENDİRİYOR DİYE BİR ŞEY ÇIKMADI”
Bakırhan, Suriye’nin egemen bir ülke olduğunu ve Irak’ın da farklı bir durum olduğunu vurguladı. “27 Şubat çağrısında, bu sürecin bütün coğrafyadaki Kürtleri ilgilendirdiği söylenemez” dedi.
“SDG’nin PKK ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. SDG, çeşitli etnik gruplardan oluşuyor. Ancak PKK’ya silah bırak denilebilir” ifadelerini kullandı.
“VERİLEN SÖZLER YERİNE GETİRİLMEMİŞKEN…”
Öcalan’ın düşüncelerinin Suriye’deki Kürtler üzerinde büyük etkisi olduğunu belirten Bakırhan, verilen sözlerin yerine getirilmediğini ve Suriye’yi merkez almanın gerçekçi olmadığını söyledi.
“Henüz bir şey yapılmamışken, Suriye’deki SDG’ye yönelik baskılar gerçekçi değil” diye ekledi.



