Silivri’de tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) için hazırlanan iddianameye dair açıklamalarda bulundu. Şahan, “Er ya da geç suçsuzluğumuz, adil ve tarafsız mahkemeler önünde tescillenecek. İnanıyorum ki hakikat, yolunu adalet mücadelemizle bulacak” ifadelerini kullandı.
İBB’ye yönelik hazırlanan ‘yolsuzluk’ iddianamesi tamamlandı. 3 bin 700 sayfayı aşan belgede 105’i tutuklu olmak üzere toplam 402 kişi ‘şüpheli’ olarak yer aldı. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında 142 eylem nedeniyle ceza talep edilirken, ceza süresinin 828 ila 2 bin 352 yıl arasında olacağı belirtildi.
İddianamede, İmamoğlu’nun “CHP’yi ele geçirmek” ve “Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi için fon oluşturma amacıyla bir örgüt kurmak” gibi suçlamalarla karşı karşıya olduğu kaydedildi. Kamu zararı olarak ise 160 milyar TL, 24 milyon dolar ve 95 taşınmazın söz konusu olduğu ifade edildi.
İddianamenin yayımlanmasının ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na Cumhuriyet Halk Partisi hakkında kapatma davası açılması için ihbarda bulundu. Bu ihbar, Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri ile Siyasi Partiler Kanunu’ndaki ilgili düzenlemelere dayandırıldı.
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek tarafından açıklanan İBB iddianamesinde yer aldı. Şahan, iddianamede suç örgütü lideri olduğu iddia edilen ve 2.352 yıla kadar hapis cezası istenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na bağlı olarak hareket eden kişiler arasında gösterildi.
Şahan, iddianameye ilişkin ilk açıklamasını cezaevinden sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda gerçekleştirdi. 8 aydır Silivri’de tek kişilik bir hücrede haksız yere tutuklu olduğunu belirten Şahan, paylaşımında şu şekilde ifade etti:
“19 Mart’ta başlayan bu süreç, tam da 12 Eylül günü hiçbir somut gerekçe olmadan ikinci kez tutuklanmamla daha da ağırlaştırıldı.
Bugün ise binlerce sayfalık bir iddianameye, hiçbir makul izahı olmaksızın “özel vasıflı üye” olarak eklenmiş durumdayım.
Şimdi, hakkımızda hazırlanan bu iddianameyi dört duvar arasında okumak zorundayım. Sınırlı imkanlar dahilinde görüşebildiğim avukatımla, bu ülkenin en ağır siyasi davalarından birine dönüştürülen sürecin savunmasını, daha doğrusu algılara karşı “gerçeklerin dile getirilmesini” sağlamaya çalışacağız.
Maalesef başlangıçta ‘tedbir’ diye sunulan tutuklama, çoktan fiili bir ‘cezaya’ dönüşmüş durumda. Burada özgürlüğümüzle birlikte, kendimizi savunma hakkımız da elimizden alındı.
Bu ülkede adalet uzun süredir eksik; fakat biz umudumuzu yitirmedik. Er ya da geç suçsuzluğumuz, adil ve tarafsız mahkemeler önünde tescillenecek.
İnanıyorum ki hakikat, yolunu adalet mücadelemizle bulacak.”



