1. Haberler
  2. Gündem Haberleri
  3. Erdoğan’ı Tanıyamıyorum, İmamoğlu’na Darbe!

Erdoğan’ı Tanıyamıyorum, İmamoğlu’na Darbe!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, Cumhuriyet gazetesinin sorularını yanıtladı.

‘ARTIK ONU TANIYAMIYORUM’

Erdoğan ile ilk tanışmanız cezaevinde mi gerçekleşti?

Belediye başkanı olduğu zamanlardan tanırım onu. O dönemde Çiller hükümeti iktidardaydı ve Tansu Hanım, Tayyip Bey’den pek hoşlanmazdı. Ben ise Tayyip Bey’i severdim. Belediye başkanı Tayyip Bey ile Cumhurbaşkanı Tayyip Bey arasında büyük farklar var elbette. O günlerdeki Tayyip Bey, merhametli, dost canlısı ve fakir fukara babası biriydi. Şimdi karşımızda bambaşka bir kişi var ve ben onu tanıyamıyorum. Cezaevine girdiğinde ziyaretine gittim ve bu ziyaretle kalmadık; büyük bir hukukçu olan merhum Ahmet İyimaya ile birlikte Adalet Bakanı’na gittik. “Erdoğan bir demokrasi mağduru, en azından cezaevinde rahat ettirin” dedik. Oysa Tayyip Bey, içeride pek çok mahkumun sahip olamayacağı kadar rahattı. Pınarhisar Cezaevi, bir cezaevinden çok bir ev gibiydi. Şu anda İmamoğlu’nun hapishane şartlarını düşünün.

Danışmanlık dönemimden sonra basın sektörüne geçtim ve Sabah grubunda yazmaya başladım. Merhum Erol Olçok yakın arkadaşımdı ve milletvekili olmam konusunda çok ısrarcıydı. Erol, Tayyip Bey’in politikaları hakkında büyük endişeler içerisindeydi. Erol hayatta olsaydı, bu endişelerin detaylarını paylaşabilirdim ama maalesef bunu yapamam. Ancak, o dönemde bazılarına katılmadığım Erol Olçok’un endişelerinin zamanla doğru çıktığını söyleyebilirim. Danışmanlık formasyonumun yeni dönemde işe yarayacağını düşünen arkadaşlar, sanırım Tayyip Bey’i de ikna ettiler ki aday olmaya mecbur kaldım. Aktif siyasete girmek konusunda çok istekli olmadığımı ve biraz direndiğimi ifade etmeliyim. Tansu Hanım, daha önce de beni milletvekili yapmak istemişti ama hep uzak durdum. Fakat 7 Haziran 2015 seçimlerinde siyasete, Tayyip Bey ile birlikte adım attım.

İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından “Sen aslında kendine darbe yaptın haberin yok” demiştiniz. Neden “darbe” ifadelerini kullandınız?

28 Şubat’ta Tayyip Erdoğan’a yapılan bir tür darbe varsa, Ekrem İmamoğlu’na yapılan da bir darbedir. Demokrasilerde kurallar, partiler, rekabet, tartışma, müzakere ve sandık gibi unsurların üzerinde, milletten kaynaklanan rıza ve meşruiyet şartı vardır. Eğer demokratik rekabette eşitlik, dürüstlük ve meşru siyasi mücadele yöntemlerini bir yana atıp, rakibinizi devlet gücünü ve yargı kontrolünü kullanarak etkisiz hale getirmeye çalışıyorsanız, buna darbe denir. Darbeler sadece askeri güçlerle yapılmaz; modern dünyada bu tür yöntemler de kullanılmaktadır. 1998’de Tayyip Bey’e yapılan da bir darbeydi ve bizzat o darbeyi yapanlar “Postmodern darbe” adını vermediler mi?

Rakipler yargı yoluyla mı tasfiye ediliyor?

Önceki sorunuzda da buna değinmiştim. Ekrem İmamoğlu ile geçmişte tanışıklığım yok. Ben sağ gelenekten geliyorum, o CHP’li. Cumhurbaşkanı adayı olduğu ve seçilme ihtimali yüksek olduğundan, dönemin mağduru Tayyip Erdoğan tarafından siyasi olarak tasfiye ediliyor. Bunu yargı aracılığıyla yapıyor. Siyasi tasfiyeyi ve kendi tabiriyle “telef etme” işlemini, yolsuzluk iddiaları üzerinden gizlemeye çalışıyor. Benim için Tayyip Bey’in 1999’da başına gelenlerden hiçbir farkı yok. Ekrem İmamoğlu’ndan bana ne? Ama mesele sadece İmamoğlu meselesi değil. Türk milletinin tarihte başardığı en değerli şey olan kansız, kavgasız seçim yapma ve iktidarı değiştirme yeteneğini köreltiyorsunuz. Bunun gelecekteki nesillere vereceği zararın farkında mısınız? 27 yıl önce, genç bir demokrat olarak Erdoğan’a yapılan haksızlıklara karşı gösterdiğim tepkiyi, bugün İmamoğlu için de gösteriyorum. Çünkü riyakarlıktan nefret ediyorum.

Sonrasında ihraç edildiniz, kırılma noktası İmamoğlu mu oldu?

Ondan önce Osman Kavala için de tepki göstermiştim. Osman Kavala’yı tanımıyorum, hayatımda aynı caddeden bile geçmedim. Ancak eşi çok değerli bir akademisyen ve onun eserlerinden yararlandım. Ayşe Hanım’ın babası Tarık Buğra, sağ gelenekten gelenlere ilham vermiş büyük bir romancıdır. Kavala’nın siyasi çizgisini benimsemiyorum ama ona yapılan haksızlığa da itiraz ettim. Adamın dosyası bomboştu, bu ayıptır. Osman Kavala’yı cezalandırmıyorsunuz, Türk yargısını ipe çekiyorsunuz. Siyasi tarih okumuş biri olarak söyleyebilirim ki, bu hukuksuz kararları verenler bir gün bağımsız ve tarafsız yargı tarafından mutlaka yargılanacaklar. Tayyip Bey, 2001’de AK Parti’nin kuruluş gününde, Bilkent Otel’de yaptığı konuşmada “Bizim dönemimizde yargı cezalandırma aracı olarak kullanılmayacak” demişti. O sırada oradaydım ve bu sözleri kendi kulaklarımla duydum. Ben, “Bugün AK Parti’nin programına, tüzüğüne, beyannamelerine aykırı bir iş yapılıyor. Yargı siyaset için kullanılıyor. Bunu yapmayın. Sayın Cumhurbaşkanım, buna siz engel olun” dedim. Bu çağrımdan sonra kimse bana “Neden böyle bir şey söyledin?” diye sormadı ama hemen eşim üzerinden bana saldırmaya kalktılar. Sanki cezalandırdılar.

‘TEK BAŞIMA KALSAM DA MÜCADELE EDECEĞİM’

AKP’den hangi gerekçeyle ihraç edildiniz?

Türk siyasetinin en komik gerekçesiyle, “demokrasiye ve hukuka aykırı davranmaktan” ihraç edildim. Bir parti için; kuruluş beyannamesi, esasları, varlık nedeni, tüzüğü ve programı esastır. Eğer kriter bunlarsa, AK Parti’de Erdoğan dahil herkesin ihraç edilmesi gerekir. AK Parti kendi varlık prensiplerine ihanet etmiştir. Kimse bana “Kardeşim bu siyaset, siyasette bunlar olur, siyasette iyilik derneği değil” demesin. Siyasetçiler böyle düşündükleri için, ahlak ve tutarlılığı siyasetin içinden kazıyıp çıkardıkları için dünya da Türkiye de bu hale geldi. Ben nefes aldıkça, tek başıma kalsam bile bu siyaset anlayışıyla mücadelemi sürdüreceğim.

Tutuklanmaktan korkmuyor musunuz?

Ben 12 Eylül’de politik sebeplerle cezaevine girdim. 17 yaşındaydım. 28 Şubat’ta cezaevine girmekten Tansu Çiller sayesinde kurtuldum. 15 Temmuz başarılı olsaydı, herhalde en başta gelirdim. Merhum Demirel’in dediği gibi: “Su testisi su yolunda kırılır.” Bu fikirleriniz varsa ve mücadelenize inanıyorsanız, hapishaneyi göze almanız ve ölümü de kabul etmeniz gerekir. Cezaevine girmek benim için sorun teşkil etmez. Cezaevi kötü bir yer değil; işkence yapılmıyor, devlet size bakıyor. Akıllı bir insan için cezaevi, bir yenilenme ve güçlenme alanıdır. Okumak ve yazmak için de yararlıdır. Cezaevini özendirmek için söylemiyorum bunları, bu tamamen benimle ilgilidir. Ancak siyasi sebeplerle

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Erdoğan’ı Tanıyamıyorum, İmamoğlu’na Darbe!
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.