Bir ülkenin geleceği yalnızca iktidarın yönlendirici gücüyle değil, aynı zamanda muhalefetin niteliği ve etkinliğiyle de belirlenecektir. Muhalefetin tutumu, dili ve etik duruşu, toplumsal umutların, düşüncelerin ve hayallerin şekillenmesinde önemli bir rol oynar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde mevcut yönetim anlayışı, sadece genel başkanlık pozisyonunun değil, aynı zamanda partinin içinde bulunduğu durumu, muhalefet kültürünün nasıl zayıfladığını da gözler önüne seriyor.
Her yeni gün, gerçekleri çarpıtan, asılsız iddialarla dolu bir gündemle karşılaşıyoruz. Siyaseti hakikatin peşinde koşmak yerine algıları yönetmek olarak gören bu yaklaşım, maalesef kendi yandaşları arasında kökleşmiş. Yalan ile taktik arasındaki sınır artık belirsizleşmiş durumda.
Daha önce “temiz siyaset” vurgusu yapanların, yolsuzluk iddialarıyla sarsılan yerel yönetimleri koruma davranışı dikkat çekiyor. İhtiyaç duyulan hesap verme sorumluluğu, partide neredeyse tamamen yok sayılıyor.
Belediye ihalelerine ve yolsuzluk skandallarına dair en ufak bir eleştirinin dahi gündeme gelmediği bu süreçte, ilgili belgeler ve bilgilerin ortaya çıkmasıyla, kurumlar ve kişiler itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.
Kamusal kaynakların kullanımıyla ilgili şeffaflık, hesap verebilirlik ve denetim ilkeleri tamamen göz ardı ediliyor. Bu ilkeler, sosyal demokrasinin temel taşları olarak kabul ediliyordu, fakat artık tartışılmaz hale gelmiş gibi görünüyor.
Özel’in tartışmalı kurultay sonucunda genel başkanlığa gelmesi, parti tabanı için bir karamsarlık ve umut çatışması yaratmıştı. “Dibe vurmuş CHP için ne olacak?” soruları akılları meşgul ediyordu; dolayısıyla, İmamoğlu, Yavaş ve Kılıçdaroğlu arasındaki karmaşa sırasında kendini nasıl konumlandıracağına dair kaygılar artıyordu.
Kılıçdaroğlu ile kıyaslandığında daha dinamik olan, fakat hitabet yeteneği tartışmalı olan Özel, parti içi demokrasi ve değişim vaadinde bulunarak, kayıplarla sarsılan taban için umut kaynağı olmuştu.
“Normalleşme” çağrısı yapan Özel, yapıcı bir siyaset tarzına geçiş yapacağı yönündeki açıklamalarıyla dikkat çekmişti. Ancak, yaşadığı baskı nedeniyle bu söylemler, iyimser bir geleceği sağlamaktan çok, şüpheler doğurmuştu.
Günümüzde, Özel’in durumu, Batılı sosyal demokratlardan ziyade, pragmatik ve otokrat bir biçimde ortaya çıkıyor. Medya önünde ve sosyal medyada, gerçekleri çarpıtan bir anlayışla, halkın algısını manipüle eden bir siyasetçi portresi sergilemekte.
Batı’daki sosyal demokrat partilerin aksine, bilgilerini inkar eden ve yolsuzlukları örtbas etmeye çalışan bir yaklaşım benimseniyor. Özel’e yönelik eleştiriler karşısında, siyasi akıl susmayı, zaman içinde unutturmaya çalışmayı öneriyor.
Özel’in durumu, hukuksuzluğun ve etik eksikliğin yönetim stratejisine dönüştüğü bir dönemi temsil ediyor. Avrupa’da sosyal demokrat liderler yolsuzluk suçlamalarıyla karşılaştıklarında, derhal istifa ederken; CHP’de bir kişi tüm kararlara el koyuyor ve soru işaretlerini görmezden gelerek üstünü örtmeye çalışıyor.
En tehlikeli olan, Özgür Özel’in bu çöküşü normalleştirmesi ve yolsuzluğu küçük bir hizmet kusuru olarak sunmasıdır. Artık tek becerileri, kamuoyunun gündemini değiştirmek üzerine şekillenmiş durumda.
CHP, ilkelerinden uzaklaşmış bir parti yapısına evrim geçirirken, bu durum, propagandanın cilalarını sürdürdüğü bir yanılsamanın ötesine geçemiyor. Parti, tüm çürümüşlüklerin üzerini örtmeyi tercih ederken, siyasi meşruiyet zırhı haline geliyor.
Siyasi tarihin, yalnızca politikanın başarılarıyla değil, aynı zamanda göz ardı edilenlerle de inşa edildiği unutulmamalıdır.
CHP seçmeninin sorması gereken temel soru şudur: Bu yönelim, bizi modern sosyal demokrasiye mi taşıyacak yoksa derin bir rezalete mi sürükleyecek?
Peki, bu durumun sorumluları kimler? Sadece Özgür Özel mi?
Ona destek veren medya, bu durumu normalleştiren gazeteciler ve yolsuzluklara göz yuman seçmenler de bu zincirin halkalarıdır.
Özgür Özel’in en büyük yeteneği, tüm bu skandalların üzerini örtmektir. Ancak, hatırlanacak olan yalnızca politikanın yüzü değil, aynı zamanda yüzsüzlüklerinin kalacak olmasıdır.
NOT: Bu yazı kaleme alındığında Sayın Özgür Özel’e yönelik fiziksel bir saldırı olmamıştır. Saldırıyı kınıyor, kendisi ve CHP camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Siyasette her türlü şiddeti reddediyorum ve bu tür eylemlerin önüne geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Saldırının faillerinin yargılanacağına eminim.




Yorumlar kapalı.