1. Haberler
  2. Gündem Haberleri
  3. AB Türkiye Raporu: Demokrasi ve İnsan Hakları Vurgusu

AB Türkiye Raporu: Demokrasi ve İnsan Hakları Vurgusu

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Avrupa Komisyonu’nun 2023-2024 Türkiye raporu, Avrupa Parlamentosu’nun gündemine alındı. Raporda, aday ülkelerin demokratik değerlere, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı göstermeleri ve AB hukukuna uymaları beklendiği vurgulandı. Şu ifadelerle devam edildi:

“Türkiye’nin Avrupa perspektifini yeniden canlandırabilmesi için daha yakın ilişkiler ve uyum konusundaki taahhüdünü ikna edici bir şekilde sunması gerekmektedir. Aday ülke olmanın yanı sıra, AB ile değerler, çıkarlar, standartlar ve politikalar dahil her alanda, özellikle ortak dış ve güvenlik politikası çerçevesinde, kademeli olarak yakınlaşma ve uyum sağlama isteğinin gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca, Kopenhag kriterlerine saygı gösterilmesi ve AB ile tüm Üye Devletlerle ayrım gözetmeksizin iyi komşuluk ilişkilerinin sürdürülmesi beklenmektedir.”

DOĞU AKDENİZ’DEKİ GERİLİM

Raporda, Doğu Akdeniz’deki AB ve Türkiye arasındaki gerilimin azalmasına rağmen tamamen sona ermediği ifade edildi. “Türkiye, AB üyesi tüm devletlerin egemenliği ve haklarını ihlal eden ve uluslararası ile AB hukukunu çiğneyen eylemlerden kaçınması konusunda birçok kez uyarılmıştır” denildi.

Türkiye ile AB arasındaki değerler ve normatif çerçeve arasındaki farkın; hukukun üstünlüğü, insan hakları, temel özgürlükler ve sivil hakları kısıtlamaya yönelik yasaların ısrarlı bir şekilde kullanılması nedeniyle son dönemde kapatılmadığı vurgulandı.

“TÜRKİYE AİHM ÖNÜNDE EN FAZLA BEKLEYEN DAVAYA SAHİP ÜLKE”

Raporda Türkiye’nin AİHM kararlarına uyma konusundaki yükümlülüğü hatırlatıldı; “Türkiye, AİHM’in önemli kararlarını uygulama konusunda yaşadığı başarısızlık nedeniyle tarihi ihlal davaları ile karşı karşıya. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan haklar ve özgürlükleri ihlal eden ülkeler arasında sürekli en üst sıralardadır. Kasım 2024 itibarıyla Türkiye, AİHM önünde en fazla bekleyen davaya sahip ülke durumundadır ve toplamda 22 bin 450 başvuru ile Mahkemenin toplam 61 bin 250 başvurusunun yüzde 36,7’sini temsil etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

“ÖZGÜR OLMAYAN ÜLKE” KATEGORİSİNDE

Raporda Türkiye’nin Freedom House tarafından “özgür olmayan” ülke kategorisine alındığı hatırlatıldı. Ayrıca 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158’inci sırada yer aldığına dikkat çekildi. Hükümetin ulusal medyanın yüzde 85’ini kontrol ettiğine ve Anadolu Ajansı’nın hükümet tarafından bir propaganda organı olarak kullanıldığına dair bilgiler verildi.

Anayasa’nın temel hakları koruma konusunda yeterli olduğu ancak uygulamaların hukukun üstünlüğü ve insan haklarındaki gerilemeye yol açtığı belirtildi. Türkiye’nin Avrupa Konseyi üye ülkeleri arasında en yüksek tutukluluk oranına ve cezaevi nüfusuna sahip olduğu ifade edildi. Ülkenin Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde 146 ülke arasında 127’nci sırada yer aldığına da dikkat çekildi.

“ÖCALAN’IN ÇAĞRISI TARİHİ BİR FIRSAT”

Raporda “Kürt meselesinin barışçıl bir çözüm sürecinin yeniden başlaması yönünde adımlar atıldığı” belirtildi. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısının Türk-Kürt çatışmasını sonlandırma açısından tarihi bir fırsat sunduğu belirtildi.

Türkiye’nin bölgede anahtar bir rol oynadığı ve Avrupa ile Asya arasında köprü işlevi gördüğü ifade edilerek, Türkiye’nin Suriye çatışmasında önemli bir role sahip olduğu hatırlatıldı.

KOPENHAG KRİTERLERİ

Türkiye’nin AB üyeliğine olan bağlılığının ve bu hedefin hâlâ stratejik bir amaç olduğunun memnuniyetle karşılandığı raporda, AB üyeliğinin Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesine bağlı olduğuna dikkat çekildi. “Kopenhag kriterleri, stratejik hesaplamalara ve müzakerelere bağlı olmayan, mutlak kriterlerdir” denildi. Bu bağlamda, Türkiye-AB arasındaki değerler ve standartlarla ilgili farklılıkların kapatılması için somut adımlar atılmadığı vurgulandı.

İSTANBUL BAROSU DAVASI VE CAN ATALAY KARARI…

Raporda, yargı reformu çerçevesinde “Dokuz yargı reformu paketi bulunmasına rağmen, yargının bağımsızlık durumunun hükümetin yargı sistemine müdahale ve siyasi istismarları nedeniyle kötüleşmeye devam ettiği” ifade edildi. İstanbul Cumhuriyeti Başsavcılığı’nın gündeme getirdiği İstanbul Barosu yönetiminin görevden alınmasına neden olan “terör örgütü propagandası yapmak” ve “yanıltıcı bilgiyi yaymak” suçlamalarının yarattığı kaygılar dile getirildi.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının açıkça uygulanmaması sorununa vurgu yapılarak, özellikle milletvekili Can Atalay davasında derin endişeler duyulduğu ve bu durumun Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin dokuz üyesi hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla ciddi bir yargı krizi haline dönüştüğü bildirildi.

Etki ajanlığı düzenlemesi denilen yasanın geri çekilmesinden duyulan memnuniyet kaydedildi. Raporda, Türk yetkililerine gelecekte benzer şekilde aşırı geniş ve belirsiz bir yasayı yeniden getirmemeleri çağrısında bulunuldu. Bu tür yasaların, ülkedeki sivil toplum kuruluşlarının meşru faaliyetlerini kriminalize etme riski taşıdığı ifade edildi. Ayrıca, ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel haklara yönelik kısıtlamaların son bulması gerektiği belirtilirken, muhalifler ve insan hakları savunucularının haklarına yönelik saldırıların kınandığı ifade edildi.

“TÜM DİPLOMATİK KANALLARI KULLANIN”

AİHM’in Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ kararlarının uygulanmaması üzerine endişeler dile getirildi. “Avrupa Komisyonu ve Üye Devletleri, Türkiye’yi ilgili AİHM kararlarını uygulamaya zorlamak için tüm diplomatik kanalları kullanmaya davet etmektedir.” denildi.

İMAMOĞLU İLE İLGİLİ ENDİŞELERİNİ DİLE GETİRDİLER

Raporda, Belediye Başkanlarının görevden alınması ve kayyum atanması kınandı. Muhalefet partileri ve üyelerinin hedef alınması ve artan baskılara maruz kalmalarının kaygıyla karşılandığı belirtildi. “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Şişli ve Beylikdüzü Belediye Başkanlarının, yolsuzluk ve terörle bağlantılı olduğu iddiaları çerçevesinde tutuklanmaları ve görevden alınmaları büyük bir endişe kaynağıdır.” denildi.

Kadın haklarındaki kötüleşme, cinsiyete dayalı şiddet ve kadın cinayetlerindeki artıştan duyulan derin endişelere değinilirken, LGBTİ artı bireylerin haklarına yönelik ihlaller de kınandı.

DEVLET BAHÇELİ DETAYI

PKK lideri Öcalan’ın silah bırakma ve örgüte yönelik fesih çağrısı “40 yıldır süren şiddet dönemini sona erdirme potansiyeli taşıyan tarihi bir adım” olarak değerlendirildi. Raporda şu görüşlere yer verildi:

*Bu gelişmelerin kolaylaştırılması için tüm paydaşların, özellikle de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin istişareci yaklaşımı ve DEM Partisi’nin diğer siyasilerle yaptığı görüşmelerin dikkate değer olduğu vurgulandı.

*Kürt meselesinin siyasi, sosyal, demokratik ve güvenlik boyutlarıyla barışçıl şekilde çözülmesi için TBMM’nin önemli rol üstlenerek kapsayıcı bir sürecin takip edilmesi gerektiği ifade edildi.

*Kürtler dahil tüm vatandaşlar için insan hakları, siyasi çoğulculuk ve medeni hakların korunması gerekliliği olduğu belirtildi. Ayrıca, Kürt vatandaşlar üzerinde uygulanan siyasi baskılar, adli tacizler ve kültürel ile dilsel haklara yönelik kısıtlamalara yönelik kaygılar aktarıldı.

“TÜRK İHLALLERİ YUNAN KARASULARINDA 2023’E KIYASLA ARTTI”

Türkiye-Yunanistan ilişkilerine de değinilen raporda, iki ülke arasındaki mevcut ilişkilerin memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Fakat çözülemeyen meselelerin bu ilişkileri etkilemeye devam ettiği ifade edildi. Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi AB üyesi ülkelerin egemenlik haklarını ihlal etmeye devam ettiği vurgulandı. “Türk ihlalleri Yunan hava sahasında önemli ölçüde azalmışken, Yunan karasularında 2023’e kıyasla artmış; Türk gemileri tarafından Yunan karasularında sistematik yasa dışı balıkçılık faaliyetleri sürdürülmektedir.” denildi.

Kıbrıs sorunu ele alınarak, Cenevre’deki 18-19 Mart görüşmeleri memnuniyetle karşılandığı ifade edildi. Türkiye’nin Ekim 2005’teki Müzakere Çerçevesi çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzüntüyle kaydedildi.

SURİYE AÇIKLAMASI

Raporun Suriye bölümü, AB ile Türkiye arasındaki bazı iş birliği alanlarındaki bağlılık ifadesini içeriyor. “Türkiye’ye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine saygı gösterme ve uluslararası hukuka tam uyum içinde, Suriye topraklarına yönelik tüm saldırıların ve işgallerin derhal durdurulması” çağrısında bulunuldu. Türkiye destekli milislerin Suriye’nin kuzeyine yaptığı saldırılar kınandı. Türkiye’ye ayrıca, “Suriye geçici hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasındaki anlaşmanın uygulanması sürecini desteklemeye ve Suriye’nin iç süreçlerine müdahale etmekten kaçınma” çağrısı yapıldı.

Türkiye ve Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin desteklediği de vurgulandı. Türk ve Ermeni hükümetlerinin özel temsilcileri tarafından varılan anlaşmaların hızlı şekilde uygulanması gerektiği belirtildi.

“AB-TÜRKİYE İŞ BİRLİĞİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ ÖNEMLİ”

Raporda Türkiye’nin dış politikalarının AB ile uyumuna yönelik değerlendirmenin yanı sıra Türkiye’nin Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşındaki tutumunun Batı ile Rusya arasındaki ilişkilere yansıdığı kaydedildi. “Değişen jeopolitik manzara ve ABD dış politikasındaki olası değişiklikler ışığında, küresel güvenlik konularında AB-Türkiye iş birliğinin güçlendirilmesi önemlidir.” Vurgusu yapıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın AB Dışişleri Bakanları’nın Gayriresmi Toplantısı’na katılımının ilişkilerin iyileşmesine ivme kazandırabileceği umudu da ifade edildi. Ayrıca Türkiye’nin NATO’daki önemli müttefik rolü ve İsveç’in NATO üyeliğinin onaylanması memnuniyetle karşılandı.

“KRİTERLER YERİNE GETİRİLİR GETİRİLMEZ SÜREÇ BAŞLATILMAYA HAZIR”

Vize serbestisine dair ise “Türkiye’nin gerekli kriterleri karşılama konusunda ilerleme kaydedememesi” üzüntüyle kaydedildi. Bu konudaki 6 kriterin hâlâ karşılanmadığı dikkate alınarak, “Türk makamları bu kriterleri yerine getirir getirmez vize serbestisi sürecinin başlatılmaya hazır olduğu” belirtildi. Devamında şu değerlendirmelerde bulunuldu:

*Türk vatandaşlarının, yoğun başvuru talebi ve sistemin kötüye kullanılacağı yönündeki endişeler nedeniyle AB üye devletlerine vize başvurusunda sorun yaşadığı kaydedildi.

*Vizeye erişimin iyileştirilmesine yönelik siyasi iradenin tanındığı, kalan teknik ve idari engellerin aşılması için her iki tarafın çabalarını artırması gerektiği ifade edildi.

*AB üye devletlerine, bu konuda kaynakların artırılması çağrısı yapıldı; ticari faaliyetler ve Erasmus öğrencileri açısından vize kolaylaştırıcı önlemlerin desteklendiği de belirtildi. Türk makamlarının bu alanda ilerleme olmaması nedeniyle AB’yi sürekli suçlamasının üzüntü verici olduğu vurgulandı.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
AB Türkiye Raporu: Demokrasi ve İnsan Hakları Vurgusu
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.