
Ege Denizi’nde meydana gelen ardışık depremler, Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayanları tedirgin etti. Özellikle, Bodrum’un turistik alanlarından biri olan Gümbet plajında 21 Temmuz 2017 tarihinde yaşanan bir deprem sonrası deniz suyu yaklaşık 100 metre içeri çekilmiş, bu durum teknelerin karaya sürüklenmesine ve araçların hasar görmesine neden olmuştu.
DENİZİN ORTASINDA OLUŞAN ADACIKLARDA HATIRA FOTOĞRAFI ÇEKTİRDİLER
Bodrum’da son iki gündür devam eden deniz suyu çekilmesi, Gümbet plajında 8-15 metre arasında değişen geri çekilmelerle belirginleşti. Bu durum, gel-git olaylarının artmasına yol açarak, vatandaşların kaygılarını daha da artırdı. Koyda meydana gelen geri çekilmeler sonucunda adacıklar oluştu ve bazı tekneler karaya oturdu. Adacıkları gören yerli halk, bu ilginç manzarayı ölümsüzleştirmek için hatıra fotoğrafları çektirdi.
Yerel vatandaşlardan biri olan Ali Kemal Çetin, yaşanan gelişmeler üzerine şöyle konuştu: “2017 yılında bir tsunami felaketi yaşadık, o günden sonra böyle bir deniz suyu çekilmesi görmedik. Tedirgin oluyoruz ama yapacak bir şeyimiz yok. Ege Denizi’nde meydana gelen depremlerden Bodrum’un etkilenmemesi mümkün değil.” dedi.
YAPILARIN YÜZDE 50’Sİ DEPREME UYGUN DEĞİL
Bodrum Mimarlar Odası Başkanı olan Yaşar Filiz, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamalarda, yaşanan depremler konusunda duyulan endişenin haklı olduğunu vurguladı. Filiz, “Bodrum’da özellikle 20 yıl öncesine ait olan kooperatif binalarının büyük bir kısmı, deprem dayanıklılığı açısından uygun değil. İlçedeki binaların yaklaşık yüzde 50’sinin deprem yönetmeliğine uygun olmadığını söylemek zorundayım. Üç hafta önce Bodrum Turgutreis karayolunda devletin yaptırdığı istinat duvarı, deprem olmadan çöktü. Bunun sonuçlarını siz düşünün.” cümlelerini ifade etti.
Bu açıklamalar, Bodrum’un geleceğine ilişkin endişeleri arttırırken, bölgedeki yapıların deniz seviyesindeki değişim ve depremler karşısında ne kadar dayanıklı olduğuna dair soru işaretleri uyandırdı. Ege Denizi’nin jeolojik yapısı ve Bodrum’un iklimsel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu durumun sadece teknik bir sorun olmadığı da ortaya çıkmaktadır. Bodrum’un yerleşim yerleri ve sanatı, doğa ile iç içe bir yaşam tercih eden insanların buluşma noktası olarak bilinirken, doğal felaketler konusunda hazırlık eksikliği, herkesin endişe duymasına yol açıyor.
Son olarak, yerel halkın ve uzmanların görüşleri doğrultusunda, Bodrum’un bu tür doğal olaylara karşı hazırlıklı olması gerektiği ve mevcut yapıların durumunun ivedilikle ele alınması gerektiği açıktır. Böylece hem yaşam alanlarının güvenliği sağlanacak hem de Bodrum’un doğal güzellikleri korunacaktır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin ve inşaat sektörünün, daha sağlıklı ve dayanıklı yapılar inşa etme konusunda kararlı adımlar atması gerekmektedir.

Yorumlar kapalı.